(506 S. K. m. 79, 80) (4447 S. K. m. 11)
Dava: Davacı vekili; davacı işveren hakkında resen tahakkuk ettirilen prim ve ferilerine ilişkin olarak davalı Kuruma ödenen 2.803,00 TL.nin, 28.09.2004 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte kendisinden geri alınmasına (istirdadına) karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Ay içinde otuz günden az bildirim ve prim ödemesi yapılan sigortalılar yönünden yasal süresi içerisinde; davacı tarafından 2002 yılının ikinci dönemine ait dört aylık sigorta primleri bordrosu ile birlikte, Kuruma yalnızca bilgi formunun verildiği, 2002 yılının birinci dönemine ait bordro verilirken, herhangi bir kayıt ve belge eklenmediği, bunun üzerine, Kurumca yazılan uyarı yazısının kendisine tebliği üzerine, davacı tarafından 2002 yılının birinci dönemi için puantaj kayıtları ve bilgi formu sunulup, 2002 yılının ikinci dönemine ilişkin ise, ek belge verilmediği, sonrasında, ay içindeki eksik çalışma bildirimlerinin otuz güne tamamlanması çerçevesinde Kurumca prim tahakkuku işlemi tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanun'un Prim Belgeleri başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin 2 ve 3. fıkralarıdır. İkinci fıkrada, ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği bildirilen sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesinin zorunlu olduğu belirtildikten sonra, üçüncü fıkrada, sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kuruma verilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmaması durumunda, otuz günden az bildirilen sürelere ait primlerin Kurumca resen tahakkuk ettirilerek Kanunun 80 inci madde hükümlerine göre tahsil olunacağı açıklanmıştır. 01.01.2000 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi ile getirilen bu düzenlemeye göre, kanun koyucu tarafından yasal karine benimsenmiş, işverenin, ilgili sigortalı/sigortalılar yönünden ay içinde otuz günden daha az bir süre çalışma olgusunu, söz konusu fıkralar kapsamında geçerli ve inandırıcı kanıtlarla belgeleyememesi durumunda, sigortalının/sigortalıların eksik prim gün sayısı ile bildirilen ayın tamamında, diğer bir anlatımla, ayda otuz gün süreyle çalıştığı, karine olarak kabul edilmiştir. Bu karinenin aksinin kanıtlanması, sonradan düzenlenmesi olası bulunmayan, geçerli ve inandırıcı bilgiler içeren belgelerin sunulması ile olanaklıdır. Kısmi çalışmayı doğrulayan bilgi ve belgelerin prim bildirgelerine eklenmemesi durumunda, değinilen yasal karinenin gereği ve sigortalının ayın tamamında çalıştığının varsayılmasının sonucu olarak; Kurumun, eksik bildirilen süreler için ek prim tahakkuk ve tahsil etme hakkı doğmaktadır. Bu durumun istisnası olarak, ay içinde otuz günden az çalışmaları kanıtlayan ve süresinde noterce düzenlenmiş belgeler ile, sonradan düzenlenmesine olanak bulunmayan resmi kayıtlar, bildirge verildikten sonra elde edildiği kanıtlanmak koşuluyla ispat aracı olarak kabul edilebilir.
Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacı tarafından yasal süresinde Kuruma sunulan dört aylık sigorta primleri bordrolarına, anılan madde fıkraları kapsamında herhangi bir belge eklenmediği gibi, Kurumun uyarı yazısı üzerine sonradan sunulan puantaj kayıtlarının, her zaman düzenlenmelerinin olanaklı olması nedeniyle inandırıcılıktan uzak bulundukları ve bu çerçevede yukarıda belirtilen yasal karinenin aksini gösterir kanıt, nitelik ve özelliği taşımadıkları belirgin olmakla, Kurumun, eksik bildirimleri ay içinde otuz güne tamamlamaya yönelik resen prim tahakkuku işlemi yerindedir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu istemin aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy