(3201 S. K. m. 1, 6) (5510 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, 3201 sayılı Kanun uyarınca bağlanan yaşlılık aylığının ödenmeye devam edilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. P. A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 3201 Sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, ev kadınlarının yurtdışında ev kadını olarak geçen süreleri borçlanmasına olanak tanınmış olup; davacı anılan düzenleme uyarınca yurt dışında ev kadını olarak geçen 06.8.1983-06.8.2003 tarihleri arasındaki süreyi, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'na (devredilen Bağ-Kur'a) müracaat etmek suretiyle borçlanmış, tahakkuk eden döviz cinsinden borçlanma bedelinin tamamını ödeyerek, 08.08.2006 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunmuş, 01.9.2006'dan itibaren yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
Borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığının bağlanabilmesi, anılan kanunun 6. maddesinde öngörülen yurda kesin dönülmüş olması koşulunun varlığı halinde mümkün olup, bu hususta yurtdışında çalışanlar ile ev kadınları hakkında bir ayırıma gidilmemiştir. Evli olsun ya da olmasın yurtdışında ev kadını olarak bulunan Türk vatandaşları bakımından yurda kesin dönüş koşulundan ise; yerleşmek niyetiyle ve sosyal güvenliklerini de burada sağlamak üzere anavatana dönüş yapmaları, bir başka ifade ile ikametgahının Türkiye'ye nakli biçiminde anlaşılması gerekir.
Ancak, aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihine ilişkin yasal düzenlemelerde, giderek 3201 sayılı Kanunun aylık tahsisi ve aylığın başlama tarihi başlıklı 6. maddesinde 17.04.2008 tarih 5754 Sayılı Kanunun 79. maddesi ile yapılan değişiklik öncesi ve sonrası, 3201 sayılı Kanun uyarınca yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra Türkiye'de ikamet etmeme aylığın kesilme nedeni olarak sayılmamış olduğundan, yurda kesin dönüş yapıp aylık bağlandıktan sonra, yurtdışında ikamet etme durumunda, aylığın ödenmesi mümkün bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 3. fıkrasında ......mülga 30/5/1978 tarihli ve 2147 sayılı ve 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı kanunlara göre borçlanarak aylık bağlanan kişilerden ise Türkiye'de ikamet etmeyenler genel sağlık sigortalısı ve genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi sayılmazlar. düzenlemesinden de, 3201 sayılı Kanuna göre aylık bağlandıktan sonra Türkiye'de ikamet etmeyerek aylık almanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; yurtdışında ev kadını olarak geçen sürelerini 3201 sayılı yasa uyarınca borçlanan davacıya, borçlanma yoluyla değerlendirilen süreler gözetilerek aylık bağlanması sırasında, anılan Yasanın 6. maddesinde öngörülen Yurda kesin dönülmüş olması koşulunu gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılarak, saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Mahkemece bu yönde herhangi bir inceleme yapılmayarak, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 09.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy