(506 S. K. m. 84) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığına ödenen prime mahsubunun yapılarak Bağ-Kur'a borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği biçimde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Gerekçede davacının 18.05.1995-31.10.1997 tarihleri arasında Bağ-Kur üyesi olduğundan bahsedildiği halde, hüküm fıkrasının ikinci bendinde bu tarihler arasında SSK'lı olduğundan Bağ-Kur üyeliğinin iptal edilmesine yazıldığı, keza gerekçede 01.05.1994-10.01.2005 gününe kadar sigortalı olduğundan Bağ-Kur'luluğu iptal edilmelidir denildiği halde, hüküm fıkrasının 5. bendinde 01.05.2004-10.01.2005 tarihleri arasında Bağ-Kur üyesi olduğu yazılmak suretiyle kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında çelişki meydana getirilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ilişkin herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istem sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gereklidir , 389. maddesinde Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır. hükmünün öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
Öte yandan bozma kararımızda 506 S. Kanunun 84. maddesinden bahsedilmiş ve Mahkemece buna göre karar verilmiş ise de; bozmadan sonra hüküm gününden önce yürürlüğe giren 5458 S. Kanunun 16. maddesine göre geçersiz sayılan sigortalılığa ait primlerin sair geçerli sigortalılığa devredilir hükmü öngörüldüğünden sigortalı lehine olan bu hükmün gözetilmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O durumda davalı Kurumların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 16.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy