(506 S. K. m. 140)
Dava: Davacı, 02.06.2006 tarih, 078836 sayılı ödeme emri ile gönderilen 1.123.200.000. TL idari para cezasının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, istenilmesine karşın yasal süre içerisinde işyeri kayıtlarının kurum müfettişine ibraz edilmesi nedeniyle davalı Kurum tarafından tahakkuk ettirilen idari para cezasının kaldırılması ve ödeme emrinin iptali kararı verilmesi istemine ilişkin olup, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, idari para cezasına karşı yasal süre içinde davacının yapmış olduğu itirazın Kurumca karara bağlanmadığı, dolayısıyla idari para cezasının idari aşamada kesinleşmediği gerekçesiyle davanın kabulü kararı verilmiştir.
İptali istenen idari para cezasının yasal dayanağı teşkil eden 506 sayılı Kanun'un 140. maddesinde; idari para cezasını gerektiren haller, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı hangi mahkemede dava açılabileceği özel bir şekilde belirlenmiştir. Her ne kadar zaman içerisinde değişikliklere uğramışsa da, idari para cezasının tahakkuk ettirildiği dönem itibariyle yürürlükte olan anılan madde hükmüne göre; cezayı gerektiren haller oluştuğunda Kurumca verilecek idari para cezasına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, ret kararının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde yetkili Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava açabilirler. İdari para cezasına karşı süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde; yine, süresi içinde Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava açılması hallerinde idari para cezası kesinleşir ve artık İş Mahkemesi'nde menfi tespit, itiraz veya istirdat davaları açılamaz.
Dava konusu olayda; 31.07.2000 tarihinde tebliğ edilen yazı ile tahakkuk ettirilen idari para cezasına karşı 7 günlük yasal süre içinde olan 03.08.2000 tarihinde davacının yaptığı itiraz, Kurum ünitesi tarafından sonuçlandırılmadan, idari para cezasının tahsili için 14.06.2005 tarihinde davacıya ödeme emri tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, tahakkuk ettirilen idari para cezasına karşı davacının yaptığı 03.08.2000 tarihli itirazı hakkında ne gibi işlem yapıldığının Kurumdan sorulması ve işlem sonucunun beklenmesi Kurum işlemi yukarıdaki ilkeler ışığında değerlendirilerek bir Yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bir üyenin muhalefetine karşı; oyçokluğu ile, 28.01.2008 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Kurumun idari para cezası ile ilgili işleme davacıya 31.07.2000'de tebliğ edilmiş, davacı tahakkuk ettirilen para cezasına karşı 03.08.2000 itibariyle süresinde Kuruma itiraz etmiştir. Kurumun 506 sayılı Kanun'un 140. maddesi hükmüne göre bu itiraz hakkında bir karar vermesi gerekirken bu görevini yerine getirmemiştir. Aradan geçen 5 yıla yakın zaman içinde herhangi bir işlem yapmadığı ve özellikle 140. maddeye göre idari para cezası kesinleşmediği halde, 14.06.2005'de 6183 sayılı Kanun uyarınca davacıya ödeme emri çıkarılarak takip başlatmıştır. Davacının bu takibe karşı yasal sürede, iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemenin haklı gerekçelerle davanın kabulüne karar verdiği; gerçekten 140. madde çerçevesinde verilen idari para cezasının dava tarihine kadar kesinleşmediği, dolayısıyla ortada Kurum alacağına dönüşmüş bir idari para cezasının bulunmadığı, hükmün dava tarihindeki hukuki durum dikkate alınarak kurulması gerektiği, yasal süreci yerine getirmeden açılan icra takibinin yersiz olduğu ve iptali gerektiği; yersiz olarak açılan takibe ilişkin usulsüzlüğün yargılama sırasında ikmalinin istenemeyeceği dikkate alınarak, hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy