(2926 S. K. m. 2, 6, 9, 36)
Dava: Davacı, 2926 Sayılı Kanun kapsamındaki tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile bu sürelerin SSK'ya tabi hizmetleriyle birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Bağ-Kur avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, 15.11.1982-01.02.1998 tarihleri arasında 2451 gün SSK sigortalılığının bulunduğunu, ayrıca, 1995 yılından itibaren de Çay-Kur'a teslim ettiği ürün bedellerinden tevkifatlar yapıldığı, ancak, davalı Bağ-Kur'un tescil yükümlülüğünü yerine getirmediğini beyanla, tevkifat suretiyle kesilen primlerin karşılığı kadar zorunlu Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmasını, ayrıca, tespit edilecek tarım sigortalılığı ile SSK sigortalılığın birleştirilerek tahsise hak kazandığının tespitini istemiş; mahkemece, SSK yönünden davanın husumetten reddine karar verilirken, davalı Bağ-Kur yönünden ise, çakışan zorunlu SSK kapsamındaki çalışmalar gözetilerek ancak sadece ürün teslimi nedeniyle yapılan tevkifatların bulunduğu yıl ve aylar itibarıyla tarım sigortalılığın tespitine karar verilirken, tahsis istemi konusunda olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir.
Dava konusu somut olayda; Çay-Kur'un 22.09.2006 tarihli yazısı ve eki kesinti listesine göre, davacının Fındıklı Çay Fabrikasına teslim ettiği çay ürününden dolayı ilk defa 1995/5.ayında olmak üzere dava tarihine kadar olan dönemde 1996-1997-1999-2000-2001-2002-2003-2004 ve 2005 yıllarının değişik aylarında prim tevkifatı yapıldığı; keza SSK şahsi dosyasına göre de davacının, tarım sigortalılığı ile çakışacak şekilde, 02.01.1997-01.07.1997, 01.12.1997-01.02.1998 tarihleri arası olmak üzere 15.11.1982 01.02.1998 tarihleri arasında toplam 2451 gün SSK sigortalılığının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 2926 Sayılı Kanunun 2, 6, 9 ve 36 maddeleridir. 2926 Sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca ...Diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmayan tarımsal faaliyette bulunan kimseler ..... Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılırlar. Öte yandan, sigortalılığın sona ermesini düzenleyen Yasanın 6. maddesinde ise, bu gibilerin diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışmaları halinde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalılıklarının sona ereceği öngörülmüştür. Ancak, anılan yasanın 5. maddesinde yerini bulduğu üzere, sigortalılığın zorunlu oluşu ve kapsama dahil bulunmak koşuluyla sigortalı olmak hak ve yükümünden vazgeçilemeyeceği gibi, kaçınılamayacağı olgusu, yasanın 9. maddesinde yer alan Kurumun resen tescil yükümü ile birlikte gözetildiğinde, davacının Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışmalarının bitiminde tekrar 2926 Sayılı Yasa çerçevesinde tarımsal faaliyetlerine yeniden başlayarak devam etmesi halinde, davalı Bağ-Kur'un bu sonradan gerçekleşen tarımsal faaliyete değer vermesi zorunludur. Keza, aynı yasanın 36. maddesi ile de, Kurumun prim alacakları, Bakanlar Kurulu Kararı ile; ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebileceği öngörülmüştür.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında; davacının 2926 Sayılı Yasa kapsamında 1995-2005 tarihleri arası dönemde (1998 yılı hariç) tarım ürünü elde ederek Çay-Kur'a sattığı ve teslim edilen ürün bedellerinden prime esas tevkifat yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin, sadece tevkifat bulunan aylan sigortalılığa sayması isabetsizdir. Zira tarımsal faaliyet bir yıl içinde süreklilik arzeden nitelik gösterdiğinden, ilk tevkifatı takip eden aybaşından başlamak üzere tevkifat bulunan yılların yıllar itibarıyla davanın kabulü ile sigortalılığa karar verilmelidir. Bu tespit yapılırken, yukarıda bahsedilen ve tespite konu olacak süre ile çakışan zorunlu SSK kapsamındaki sürelerin dışlanması gereği gözden uzak tutulmamalıdır.
Bununla birlikte, davacının yaşlılık aylığı tahsis istemi yönünden de bir değerlendirme yapılması gereği açık olup; bu değerlendirme yapılırken, diğer tahsis şartlarının varlığı yanında, prim borcunun da bulunmaması gerekeceğinden, prim borcunun varlığı halinde ise, ödeme için davacı tarafa süre verilmesi ve ödeme halinde ödeme tarihini takip eden aybaşından itibaren tahsise karar verilmesi gerekeceği hususu da ayrıca gözetilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı ile davalı Bağ-Kur vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 25.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy