(4721 S. K. m. 242, 630) (2004 S. K. m. 282) (1086 S. K. m. 43, 46) (818 S. K. m. 50, 142, 520) (506 S. K. m. 6, 79)
Dava: Davacı 04.1993-31.03.1994 tarihler arasında S.S. Işık Demet Konut Yapı Kooperatifinde 01.05.1987 - 31.12.1988 tarihleri arasında Sebrinaz Y.'e ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine ve diğer hizmetlerine eklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan SSK Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutçu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1- Birden fazla işveren hakkında aynı dava dilekçesi ile dava açılabilmesi için işverenler arasında zorunlu veya ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının bulunması gerekir.
Zorunlu dava arkadaşlığı maddi hukukun (M.K., 3.K., T.T.K) bir hakkın birden fazla kişi tarafından dava edilmesini veya birden fazla kişiye karşı dava açılmasını öngördüğü durumdur. Somut olayda, maddi yönden zorunlu dava arkadaşlığı (örneğin M.K.'nun md. 630 iştirak halinde mülkiyet B.K.520 adi ortaklık) bulunmadığı gibi şekli yönden dava arkadaşlığı da (M.K. md. 242, M.K. md. 639/3, İ.İ.K, md.282) söz konusu değildir.
Öte yandan, zorunlu dava arkadaşlığı dışında kalan ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığının mümkün olduğu haller H.U.M.K.'nun 43. maddesinde a) dava konusu hak veya borcun ortak olması (B.K. Md.142. müteselsil borçluluk) b) borçluların ortak bir işlem (örneğin sözleşme) ile birden çok Kişi yararına borç yüklenmiş olması c) davanın aynı nedenden doğması (örneğin, B.K.md.50 birden fazla kişinin haksız fiil sorumluluğu) olarak sayılmıştır. Somut olayda, davalı işverenler arasında anılan maddede öngörülen nitelikte ihtiyari (isteğe bağlı) dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır.
Bu durumda, davalı işverenler arasında zorunlu veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığından, H.U.M.K.'nun 46. maddesi uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesi gerekirken, birlikte görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2- Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı yasanın 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde irade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür sosyal davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu durumda yapılacak iş; öncelikle iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin mevcut ve faal olup olmadığı yönetimince araştırılıp saptanmalı, tespite konu çalışmalara ilişkin olarak varsa işveren nezdindeki belgeler getirtilmeli; İş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünde imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, iş bu yazılı belgelerin aksi eş değerde delillerle kanıtlanmalı; birden fazla işe giriş bildirgesinin bulunması halinde çalışmaların kesintili geçtiğinin karinesi olduğu gözetilmeli, bunun dışında sigortalının kayıtlarında gözükmeyen çalışmaların hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince yeterince araştırılmalı; yukarıda öngörülen nitelikte yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden ise, o dönemde sigortalı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan başka bir işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; varsa müfettiş denetimiyle ilgili raporlar getirtilmeli; yargılama aşamasında dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı kapasite ve niteliği nazara alınmalı böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Sosyal Sigortalar Kurumunun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 06.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy