(1479 S. K. m. 63, 70) (818 S. K. m. 128) (HGK. 29.06.2005 T. 2005/10-390 E. 2005/431 K.)
Ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların 1479 sayılı yasanın 63.maddesi uyarınca tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.02.2007 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av. M..... geldi karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen Bağ-Kur sigortalısının hak sahiplerine davacı Kurum tarafından yapılan yardımların 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
1479 sayılı Yasanın 70/2 maddesi içeriğinde, bu kanuna dayanılarak Kurumca açılacak rücu davalarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu öngörülmüş olup; 10 yıllık zamanaşımının hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı konusunda özel kanun olan 1479 sayılı kanunun anılan maddesi hükmünde açıklık bulunmaması karşısında; başlangıç tarihinin belirlenmesinde zamanaşımının alacağın muaccel olduğu zamandan başlayacağına ilişkin Borçlar Kanunu'nun 128. maddesi hükmü esas alınmalıdır.
Bu durumda ise, Kurum'un 63. maddeye dayalı rücu alacağının, aylık bağlama işleminin yetkili makamca onay ve masrafların yapıldığı tarihte mi, yoksa zararlandırıcı sigorta olayının meydana geldiği tarihte mi muaccel olacağı konusunun çözümlenmesi gereği vardır. Anılan konuda sonuca ulaşılabilmesi için ise, öncelikle davacı Bağ-Kur'a 63. maddeye göre tanınan rücu hakkının hukuksal temelinin ne olduğu üzerinde durulmalıdır. Dairemizin son yıllardaki yerleşmiş içtihatlarıyla, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.6.2005 tarih, 2005/10-390 E., 2005/431 K. Sayılı ilamında da dile getirildiği üzere; Bağ-Kur'un sözü edilen rücu hakkının, hukuki nitelikçe, halefiyet ilkesine dayandığına ilişkin olarak yasada açık bir hüküm bulunmadığından, kanundan doğan, sigortalı ya da hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak Kurum tarafından kullanılabilen basit rücu hakkı niteliğinde kabulü zorunluluğu vardır. Açıklanan nitelikteki bağımsız rücu hakkının, başkasına ait bir borcu ödeyen kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik tazminat niteliğinde yeni bir talep hakkı olması itibariyle bu hak, rücu hakkı sahibinin şahsında doğduğu anda, alacak muaccel hale gelecek ve yeni bir zamanaşımı süresi de bu tarihten işlemeye başlayacaktır.
Hal böyle olunca; Bağ-Kur'un rücu alacağı, sigorta olayının meydana gelmesiyle değil, aylık bağlama kararının onaylandığı, masrafın ise yapıldığı tarihte muaccel olacak ve yasada öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi de bu tarihten işlemeye başlayacaktır.
Somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayı 25.7.1993 tarihinde meydana gelmişse de; Bağ-Kur sigortalısının hak sahiplerinin 29.3.2005 tarihli başvurusu üzerine ölüm aylığı bağlayıp, Kurum yetkili organınca 10.5.2005 tarihinde onaylandığın anlaşılmasına göre; yukarıda açıklanan hukuki esaslar çevresinde zamanaşımı süresi, Kurum alacağının muaccel hale geldiği iş bu onay tarihinden işlemeye başlayacaktır ki, nitekim rücu davası da 10 yıllık zaman aşımı süresi geçmeden, 16.3.2006 tarihinde açılmıştır.
Sıralanan maddi ve hukuki gerekçeler ışığında, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, zaman aşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın reddine hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı Avukatı yararına takdir edilen 500,00 YTL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine, 27.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy