(1479 S. K. m. 24, Ek. m. 19) (506 S. K. m. 2)
Dava: Davacı, 10.10.2000 ile 17.05.2004 tarihleri arasındaki zorunlu Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin iptali ile aynı dönemde 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Yeşim Sayıldı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 26.11.1981 tarihli oda kaydı nedeniyle 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescil edilen davacının Söğüt Esnaf ve Sanatkarlar Odasına 26.11.1981-31.05.1990 ve 17.01.1994-19.07.2005 tarihleri arasında, Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğuna 19.12.1984-01.06.1990 ve 18.01.1994-08.08.2005 tarihleri arasında kayıtlı olduğu, ayrıca 01.11.1981-22.05.1990 ve 01.06.1990-17.05.2004 tarihleri arasında da taksilik faaliyetinden dolayı vergi mükellefi olduğu anlaşılmıştır. Öbür yandan, davacının 05.09.1985-30.06.1986 tarihleri arasında 178 gün, 18.06.1987-17.02.2000 tarihleri arasında 4419 gün, 10.10.2000 tarihinden sonraki dönemde de 2232 gün Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığı, bildirge ve bordrolarının verildiği, primlerinin ödendiği de uyuşmazlık konusu değildir. Davalı Bağ-Kur, davacıyı 26.11.1981-22.05.1990 ile 18.02.2000-17.05.2004 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı olarak kabul etmektedir. Uyuşmazlık; davacının vergiye ve Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğuna kayıtlı olduğu davaya konu bu dönemde zorunlu sigortalı olarak çalışan sigortalının, Bağ-Kur'a tescil tarihi olan 26.11.1981'den itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinin I. ve II. bendidir. 24. maddenin I. bendine göre, Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan Sosyal Sigortalar Güvenlik Kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan gerçek veya götürü usulde vergi mükellefi olanlar Bağ-Kur sigortalısı sayılır. 24. maddenin II. ci bendi hükmünde ise; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına prim veya kesenek ödeyenlerin Bağ-Kur sigortalısı sayılamayacakları hususu öngörülmüştür.
Davacının 05.09.1985 tarihinde hizmet akdine dayalı olarak 009607 sicil no.lu işyerinde sonra da 18.06.1987 tarihinden itibaren Söğüt Seramik Sanayi A.Ş.'de devam eden çalışması nedeniyle davalı Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından sigortalı olarak tescil edildiği, 1985 yılında 95 gün, 1986 yılında 83 gün, 1987 yılında 192, 1988 yılında 355, 1989 - 1990 - 1991 - 1992 - 1993 - 1994 - 1995 - 1996 - 1997 - 1998 yıllarında 360'şar gün, 1999 yılında 272 gün, 2000 yılında 81 gün, 2001 yılında 351 gün, 2002 yılından dava tarihine ( 05.06.2007 ) kadarki dönemde de eksiksiz olarak Kuruma bildirilmiş hizmet süresinin bulunduğu anlaşılmakta olup, işe giriş bildirgeleri ve Söğütsen Seramik San. İnş. İth. İhr. A.Ş. işyerince davacı adına tutulan sicil dosyası dosyada yer almaktadır. Mahkemece, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 11.10.2000-17.01.2004 tarihleri arasında davacının kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalıştığı, davacının SSK'lı olarak çalışmasının 17.02.2000 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonraki dönemde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna prim ödemesinin bulunmadığı gerekçesiyle 10.10.2000 ile 17.05.2004 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalılığının iptali ile SSK sigortalılığı tespitine ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan vergi yükümlüsü olanlar zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayıldığı gibi, 506 sayılı Kanunun 2. maddesi gereğince, hizmet akdine dayalı olarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar da Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalısı olarak kabul edilmiştir. Sosyal güvenlik sistemimize göre bir kimsenin aynı anda iki sosyal güvenlik Kanunu kapsamında bulunması olanaksızdır. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu durum, yasalarca kabul edilmemiştir. Somut olayda, dinlenen davacı tanıkları, davacının 1991 yılından 2000 yılında şirketin iflasına kadar, sonra da fabrikanın tekrar faaliyete geçmesiyle birlikte yine burada çalışmaya başladığını, davacının fabrikada çalışırken boş zamanlarında taksiyle çalıştığını, geçimini fabrikadan aldığı ücretle sağladığını beyan etmişlerdir. Davacının çalışmaları hem 1479, hem de 506 sayılı Kanun kapsamında gerçekleşmiştir. Bağ-Kur sigortalılığı daha önce başladığı için Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığının geçersiz kabul edilmesi gerektiği düşünülebilir ise de; davacının kimi yıllarda yılın tamamında olmak üzere, 506 sayılı Kanun sigortalısı olarak mesaisini harcayarak çalıştığı ve yıllarca sigorta primi ödediği açıktır. Mahkemece dinlenen tanıklar da bu hususu doğrulamıştır. Bu durumda davacının çalışmalarının, yıllar itibariyle uzun bir dönemde ve kimi yıllar içinde de yoğun bir şekilde 506 sayılı Kanununa tabi işyerlerinde geçmiş olduğu da nazara alınarak, talep konusu dönemde bütünüyle 1479 sayılı yasaya tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kabulü yerinde değildir. Uyuşmalığın çözümünde taraflar arasındaki çıkarlar dengesi ile hak ve nesafet kuralları dikkate alınmalıdır.
Öte yandan, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 24.07.2003 gün ve 4956 sayılı Yasanın 43. maddesi ile değişik Ek 19. maddesinde yer alan Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil yapıldığı halde, 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile 5 yıl ve daha fazla süre prim ödemeyenlerin sigortalılıkları; prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının sigortalılığı ise, tescil tarihi itibariyle sigortalının müracaatına kadar askıya alınır. Buna ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir. düzenlemesi gereğince davacı hakkında bir değerlendirme yapılmalı, davacının Bağ-Kur'a olan prim borcu, bu maddede öngörülen koşullarda ise, sigortalığının durdurulacağı, giderek 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılıktan bahsedilemeyeceği gözetilmeli, aksi halde sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık söz konusu olmadığından her iki sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılığının çakıştığı dönemde baskın çalışma araştırılarak baskın çalışmanın geçtiği kuruma tabi sigortalılığa üstünlük tanınmalıdır. Bu anlamda, mevcut ise dava konusu döneme ait muhtasar beyannameleri de celbedilmeli, davacının faaliyette bulunduğu taksinin kimin üzerine kayıtlı olduğu araştırılmalı, davacının kendi nam ve hesabına çalışmasına dair işin kapsam ve niteliği bu çerçevede yeniden değerlendirilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy