(506 S. K. m. 11, 26) (5502 S. K. m. 36, Geç. m. 1) (1086 S. K. m. 417) (4958 S. K. m. 23)
Dava: Davacı, meslek hastalığı sonucu 01.05.2000 tarihinde %48 oranında sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelir ve yapılan ödemeler nedeniyle, Sosyal Sigortalar Kurumu; 62.967,83 YTL olan kurum zararından şimdilik 5.631,64 YTL'nin davalı işverenden tahsilini talep etmiştir.
Karar: Mahkeme, bozmaya uyarak ilâmında belirtildiği şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Meslek hastalığı, 506 Sayılı Kanunun 11. maddesinde açıkça ifade edildiği gibi; işin niteliğine göre tekrarlanan sebepler veya işin yürütüm şartlarına göre ortaya çıkan hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir. Kusur incelemesi yapılırken, meslek hastalığının bu özelliği dikkate alınarak ve öteden beri uygulanan şekliyle 32 yıl formülü esas alınmak suretiyle belirleme yapılmalıdır. Mahkemenin, dayanak aldığı raporda ise; olay iş Kazası gibi değerlendirilmiş ve Bu suretle belirlenen kusur oranına çalışılan süre uygulanmak suretiyle kusur belirlenmiştir. Bu yöntem hatalıdır. İş kazasında; olayın özelliğine göre kaçınılmazlık hiç olmayabileceği halde, meslek hastalığında, bu hastalığın belli oranda kaçınılmazlığın varlığı gerekli ve zorunludur.
Hükme esas alınan rapor Dairemizin ve Yargıtay'ın kabul ettiği, uygulamada 32 yıl formülü olarak adlandırılan esaslara aykırı düşmektedir. Sigortalının işyerlerinde 32 yıldan daha kısa bir süre çalışması halinde, kaçınılmaz maluliyet oranı; çalışılan yıl sayısı 32, yıl ortalaması ile çarpılarak kaçınılmaz maluliyet oranı belirlenmelidir. Sigortalının 18 yaşından sonra çalışmaya başlaması halinde ise; her yıl için 32 yıldan 3 yıl indirilerek kaçınılmaz maluliyet belirlenmeli, artık yaşlar için orantılama yoluyla indirime gidilmelidir. Kusur raporu bu hususları nazara almadığından yetersiz görülmüştür. Mahkemenin ODTÜ'den 3 kişilik konunun uzmanı bilirkişilerden bu doğrultuda kusur raporu alarak hüküm vermesi gerekirken, yetersiz kusur raporuna dayanarak karar vermesi, usul ve yasaya aykırı olup, karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 417/1. maddesine göre yargılama harç ve giderlerinde davada haksız çıkan, yani, aleyhine hüküm kurulan tarafın sorumlu olduğu ve (5502 Sayılı Kanunun 36. maddesi) 4958 Sayılı Kanunun 23/c maddesine göre Sosyal Sigortalar Kurumunun harçtan bağışık olduğu gözetilmeksizin, karar ve ilam harcının Sosyal Sigortalar Kurumundan tahsil edilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, 14.10.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy