(1479 S. K. m. 24, 25, 79)
Dava: Davacı, emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanaklarından olan 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesine göre; davacının geçerli bir sigortalılığından bahsedebilmek için kendi nam ve hesabına çalışması yanında, gerçek veya götürü usulde vergi kaydı, vergiden muafiyet halinde ise, geçerli bir meslek kuruluş kaydının varlığına ihtiyaç vardır. Aynı Kanunun 25. maddesi; sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanların, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanların da Kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılacağı, bu suretle sigortalı olanların hak ve yükümlülüklerinin sigortalı sayıldıkları tarihte başlayacağı düzenlemesini içermekte olup, 05.08.1977 tarihinden itibaren vergi mükellefiyeti beyanını içeren Vergi Dairesi kaydı esas alınarak 20.09.1985 tarihli Bağ-Kur'a Giriş Bildirgesiyle 20.04.1982 tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilen davacının, vergi mükellefiyetinin 01.01.1981 tarihinde sona erdiğini ve sonrasında 02.09.1982 tarihinde tekrar başladığını belirleyen Kurumun, tescil tarihini 02.09.1982 tarihi olarak değiştirmesi isabetli olup; vergi mükellefiyetinin 01.01.1981 tarihinde sona erdiğini Kuruma bildirmeyen davacının, bu yönde iyi niyetli olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, vergi veya oda kaydının bulunmadığı anlaşılan dava konusu 20.04.1982-02.09.1982 tarihleri arasındaki dönemde zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olması mümkün değildir.
Öte yandan davacı, tecil yararlanmak suretiyle geçmişe yönelik olarak kuruma prim ödemesinde bulunmuşsa da; bu tür kanunlar, kazanılmış ve mevcut sigortalılığa ilişkin olarak tahakkuk etmiş prim borçlarının ödenmesine ilişkin olup; Kurumun hatalı işlemi ile bu Kanunlardan yararlanmak suretiyle geriye yönelik olarak primlerin ödenmesinin, sigortalı olmadığı süreler yönünden davacı yararına usulü kazanılmış hak yaratması mümkün değildir. Ayrıca, 1479 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi hükmüne göre isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı olmak için Kuruma yazılı başvurunun ya da isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde Kuruma prim ödemesinin varlığı koşul olup, 19.09.1985 tarihinde ilk prim ödemesi bulunan davacının, dava konusu dönemde yazılı talebi veya isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesi olmadığı anlaşıldığından, dava konusu sürenin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesinden de söz edilemeyeceği gözetilerek, yaşlılık aylığı bağlanması şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy