(2709 S. K. m. 56) (506 S. K. m. 77) (5510 S. K. m. 1) (193 S. K. m. 63)
Dava, sigortalılar için işverence yaptırılmış özel sağlık sigortası primlerinin prim kesintisine tabi olduğu hususundaki davalı Kurum uygulamasının haksızlığının tespiti ile ihtirazi kayıtla ödenen Şubat 2006-Eylül 2006 arası toplam 4.149,83.-TL.'nin yasal faizi ile iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ödenen primlerin aynı yardım niteliğinde bulunduğu ve işveren hissesine isabet eden kısmının tahsilinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
4958 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Yasa'nın 77. maddesinde, Özel Sağlık Sigortası primine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anayasa'nın 56. maddesi Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak amacıyla hizmet verme; bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak yerine getirme; sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için genel sağlık sigortası oluşturma görevi yüklemiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 1. maddesinde Yasanın amacı ...sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak... olarak açıklanmıştır. Özel sağlık sigortasında ise, genel ve özel şartlar çerçevesinde sigortalının, sigorta süresi içinde gerek çalışma hayatında, gerekse özel yaşamında oluşabilecek kaza ve hastalık durumunda doktora muayene olması, tanı veya tedavi için hastaneye yatırılması ve cerrahi müdahale dahil her türlü tedavi olanağı sağlanarak, tedavileri için gerekli masraflar ile varsa gündelik tazminatları poliçede yazılı meblağlara kadar güvence altına alınmakta ve yurt içinde ya da yurt dışında, tercih edilecek doktor veya sağlık kurumundan hizmet alma serbestisi bulunabilmektedir. Sigorta ettiren ile sigortalının aynı kişi olması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Bazı durumlarda sigorta ettirenin kendi menfaatini değil de, bir başkasının (somut ilişkide olduğu gibi işyeri sigortalısının/çalışanının) menfaatini sigorta ettirmiş olması mümkündür.
Ödenen prim riziko bedeli primi olup, tasarruf unsuru bu sigorta mevcut olmadığı için primde de bu unsur bulunmamaktadır. Bu şekilde yapılan sözleşmelerde (sigorta akdinden doğan borç ve yükümlülükler kapsamında) prim ödeme yükümlülüğü de sigorta ettiren işverene ait bulunmaktadır. Özel sağlık sigortasından amaçlanan ise, (Sosyal Güvenlik Kurumu'nca sağlanan sağlık yardımlarına ek olarak) sigortalılara özel sağlık kuruluşundan da sağlık desteği teminidir.
İşveren tarafından özel sağlık kuruluşlarından, poliçe kapsamında yararlanabilmek amacıyla yaptırılan özel sağlık sigortasına ilişkin primlerin sigortalı (ücret) geliri kapsamında değerlendirilmesi, özel sağlık sigortasının sağlık hizmeti biçimindeki (aynı) niteliği dikkate alındığında da doğru bulunmamaktadır. Kaldı ki, özel sağlık sigortası primleri karşılığında teminat altına alınan sağlık yardımları nedeniyle oluşan ve özel sağlık sigorta şirketlerince karşılanan giderler Sosyal güvenlik Kurumu yönünden karşılanmayan sigorta riski nedeniyle gider azaltıcı niteliktedir. Aksine düşünce, Devletin özel sağlık sigortasının yaygınlaştırılması konusundaki politikasıyla da uyumlu bulunmamaktadır. Nitekim, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 63/3. maddesi ile Ücretin safi değerinin; Sigortanın veya Emeklilik Sözleşmesi'nin Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları... indirildikten sonra kalan miktar olduğu belirtilmiş olup, bu ve benzeri diğer düzenlemeler ile, prim veya katkı paylan nedeniyle vergi matrahından indirimler sağlanmasına karşın, sigorta primine esas matrahın belirlenmesinde farklı bir uygulamaya gidilmesi çelişki yaratmaktadır.
Sonuç: Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular gözetildiğinde mahkemenin, özel sağlık sigortası primlerinin sigorta prim matrahına dahil edilmemesi yönündeki kabulü isabetli olup, davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 29.01.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy