(506 S. K. m. 6, 79) (5510 S. K. m. 7)
Dava: Dava, davalıların işyerinde Şubat 1995 tarihinden itibaren aralıksız olarak hizmet akti ile çalıştığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Yeşim Sayıldı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun ve giderek 79. maddesi olduğu kabul edilmelidir.
506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılmaz ve feragat edilemez olması, sosyal güvenliğin Anayasal haklardan bulunması itibariyle, bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla yürütülmesi ve kanıtların re'sen toplanması gereği vardır.
Davalının işlettiği ve fabrikasyon yemek imalatı yapılan lokantanın bahçe temizliği ile bahçedeki köpeğin bakımı işini yaptığını belirten davacının bu işyerinde geçen 01.06.1998-30.10.1999 tarihleri arasındaki çalışmaları, işe giriş bildirgesi düzenlenmeden işveren dahili davalı A. K. tarafından bildirilmiştir. Yine, A. K. tarafından düzenlenen 22.02.2000 tarihli işe giriş bildirgesi ile de, 22.01.2000-30.04.2001 tarihleri arasındaki çalışmalarının bildirildiği, sonrasında düzenlenen 20.12.2001 ve 27.11.2002 tarihli işe giriş bildirgelerinin davalı işveren O. K. tarafından düzenlendiği ve bu işverence 20.12.2001-30.06.2002 ile 27.11.2002-13.05.2003 tarihleri arasındaki çalışmaların Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır. Baba-oğul oldukları bildirilen davalı O. K. ile, A. K.'ın işyerinden yapılan bildirimlerin kesintili olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar, aynı işyerinden verildiği saptanan işe giriş bildirgelerindeki sigortalı imzasının davacıya ait olduğu tespit edilmişse de, davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgelerindeki imzaların manevi cebir altında atılıp atılmadığı belirlenmeli, öte yandan, işçilik alacaklarına ilişkin olduğu iddia edilen Ankara 15. İş Mahkemesinin 2004/1863 esas sayılı dava dosyasının işbu davada kuvvetli delil niteliği taşıdığı nazara alınarak getirtilmeli ve bildirim dışı bırakılan dönemler bakımından başkaca bordro tanıkları ile, komşu işyeri tanıkları dinlenmeli, böylece bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak hizmet tespitine ilişkin davaların kamu düzenine ilişkin niteliği, vazgeçilemez ve devredilemez insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine olanak sağlayan özelliği de gözetilerek, hak kaybı ve yersiz sigortalılık süresi edinmeyi önlemek açısından, gerektiğinde re'sen kanıt toplanmak suretiyle, çalışmaların yılın tüm dönemlerine yansır biçimde ve kısmen bildirilmesinin gerekçelerinin işyeri ve ilgili kuruluş kayıtlarından araştırılması, imzalı ücret tediye bordrolarının mevcut olup olmadığı ve bunların hukuksal geçerliliğe sahip belgeler olarak düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, çalışması kayıtlara yansımış, başkaca işyeri çalışanlarının tanıklıklarına başvurulması ve dinlenen tanıkların aynı dönemde birlikte çalışmaya ilişkin iddialarının da kayıtlarla doğrulanması gerekleri gözetilmelidir. Böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu dönemin, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; delillerin bütünüyle değerlendirilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken. Mahkemece, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy