(506 S. K. m. 10, 26, 87) (4857 S. K. m. 77) (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü m. 2)
Dava: Davacı Kurum, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan yardımlardan oluşan sosyal sigorta yardımlarını 506 sayılı Yasanın 10., 26. ve 87. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Karar: Mahkemece; ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Şerafettin Özyürür tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 08.03.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirler ile, yapılan masrafların tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; 506 sayılı Yasanın 10. madde şartları sabit ise de, bu hususun ileride açılacak ek davalarda değerlendirilmesi mümkün denilerek, sigortalıya bağlanan ilk peşin değerli gelir ve bunun %40 davalılar toplam kusur karşılığı belirlenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
a) 04.12.2007 günlü kusur raporunda; davalı asıl işveren Bimpaş Bira ve Meşrubat Pz. A.Ş'ye %60, alt işveren Ltd.Şti'ye %20, aynı yer işçisi, dava dışı Mustafa'ya %5 ve sigortalıya %15 kusur verilirken; hükme esas 17.03.2008 günlü raporda ise; asıl işveren A.Ş'ye %20, alt işveren Ltd.Şti'ye %20 ve sigortalıya ise %60 kusur verilmiş olup, her iki rapor arasında açık bir çelişki oluşmuştur ve bu çelişkinin alınacak üçüncü bir rapor ile giderilmesi gerekirken, çelişki giderilmeksizin, hüküm kurulması isabetsizdir.
Öte yandan, hükme esas ikinci rapor maddi olaya da uygun değildir. Davalı asıl işveren A.Ş'ye ait bira fabrikası işyerinde, davalı ait işverene bağlı olarak çalışan temizlik işçisi sigortalı, olay günü fabrikanın malt sahası içerisinde arpa boşaltım deliklerinin yanında, zemin altı seviyede ve altında makine dairesinin bulunduğu yerde, arkadaşıyla birlikte temizlik yapmakta olduğu; anılan yerde makine dairesine girişi sağlayan ve esasen normal zamanda demir pimli kapaklarla kapatılmış, bir metre çapında 3 adet deliğin bulunduğu; olay günü fabrikadaki bakım ve temizlik işleri nedeniyle, demir kapakların çıkartılarak, üzerine karton vukavva ve onun üzerine de sabitlenmemiş sac konulduğu; sigortalı ve arkadaşının, anılan sacların altını da temizlemek amacıyla, bu sacları kaldırdıkları ve bir süre sonrada, sigortalının sacı bulunmayan, sadece mukavva ile, örtülü bu delikden yaklaşık 3 metre yükseklikten aşağıya düşmesi suretiyle iş kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Bakım için olsa da, temizlik işçileri için risk teşkil edecek ve çalışmanın güvenliğinin tehlikeye sokacak şekilde demir kapakların kaldırılması, mukavva ve sabitlenmemiş sac ile deliklerin üzerinin kapatılması, iş güvenliği kurallarına aykırı olduğu gibi; aksi durumda dahi, çalışma güvenliğinin sağlanması açısından, teknik bir eleman nezaretinde çalışmanın sağlanmaması da yerinde değildir.
Bu açıklamalar ışığı altında, inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davalı işverenler ile sigortalının sorumluluk ve kusur durumlarını yeterince irdelemeyen, maddi ve hukuki olgulara ve özellikle zararlandırıcı sigorta olayının oluş şekline uygun bulunmayan, yeterli ve doyurucu gerekçe içermeyen, 506 sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve iş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. madde hükümlerine uygun olarak düzenlenmediği anlaşılan kusur raporu hükme esas alınamaz. Bu bakımdan; her iki rapor arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman farklı bilirkişilerden oluşacak kuruldan, yöntemince düzenlenmiş, yeniden kusur raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
b) Diğer taraftan; davanın yasal dayanaklarından olan ve her iki davalı (asıl-alt) işveren yönünden dikkate alınması gereken, kusursuz sorumluluk halini düzenleyen 506 sayılı yasanın 10.maddesinin varlığı kabul edildiği halde; Kurum alacağının, anılan madde uyarınca açıkça belirlenmesi gerekirken, bu hususun ileride açılacak ek davalarda değerlendirilmesine karar verilmesi isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy