(1479 S. K. m. 24, 52) (2229 S. K. m. 24)
Dava: Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Karar: Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 02.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ NEDENİYLE YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
SAMSUN
1. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2005/1699
KARAR NO: 2008/439
DAVA TARİHİ: 28/10/2005
KARAR TARİHİ: 17.09.2008
Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği 28.10.2005 tarihli dava dilekçesinde müvekkilinin oda kaydı nedeniyle 1479 sayılı yasa kapsamına alındığını, kendisine bağ numarası verildiğini primlerinin tahsil edildiğini, 25.08.2005 tarihi itibariyle ise davalı kurum tarafından yapılan bir işlem ile müvekkilinin çalışmalarını 30.06.1994 tarih itibariyle geçmişe etkili olarak iptal edildiğini bu nedenle davacının 01.06.1985 - 30.06.1994 tarihleri arasında 1479 sayılı yasaya tabi zorunlu bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine davalı kurumun buna aykırı işleminin iptaline, ücreti vekalet ile masrafların davalı tarafa verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı Bağ-Kur 20.02.2006 tarihli cevap dilekçesinden davacının 19.01.1996 tarihli giriş bildirgesindeki meslek kuruluşundaki kaydına istinaden 01.06.1985 tarihi itibariyle sigortalı olduğunu, oda kayıtlarındaki usulsüzlük nedeniyle 17.08.2005 tarih itibariyle yapılan incelemede ilgili odaya ait üye kayıt defterinin 145. sayfasında 2145 sayılı hanede silinti kazıntı yapılarak Pembe Üncü'nün isminin yazıldığının tespit edilerek bu nedenle bu kayda itibar edilmediğini, davacının prim ödemeleri de bulunmadığından sigortalılığının iptal edildiğini kurum kayıtlarının sağlıklı olarak tutulmasının yasal bir zorunluluk olmasından ötürü 1479 ve 2229 sayılı kanunun 2654 sayılı kanunla ve değişik 24 ve 3165 sayılı kanunla değişik 26. maddesi gereğince davanın reddini gerektiğini beyan etmiştir.
Tanıklar dinlenilmiş davacı vekili 27.09.2006 tarihli celsede müvekkilinin dava konusu dönemde vergi kaydının bulunmadığını, ödenmiş olan primlerinin mevcut olduğunu, bu primlerin 1996 ve 2001 yıllarında ödendiğini davasının kabulünü talep etmiştir.
02.07.2007 tarihli celsede davaya konu defter prim ödeme belgeleri istenilmiş dosyada söz konusu defterin sayfaları mevcut olmakla beraber asıllarının savcılıkça el konulduğu davacının da 19.04.1996 tarihinde ve 29.01.2001 tarihinde prim ödediği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 28.12.2007 tarihli celsede dosyanın karara muallak olduğunu karar verilmesini talep etmiş, son tarihli celsede davalı vekili davaya konu müfettiş tahkikat evraklarını sunmuş ve incelenmiştir. Davacı vekilinin sunduğu kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar ise müfettiş tahkikatından ötürü davacı hakkında açılan bir dava değil kimliği ve imzası olmayan bir ihbar dilekçesi ile davacı hakkında tahkikat yapıldığı bu dilekçede davacının kayınpederinin ödemiş olduğu primlerle bu kişinin prim ödeme süresini usulsüz olarak üzerine alarak emekli olmak istediğini, şikayet konusunun bu olduğunu, olayda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği bu soruşturmanın müfettiş tahkikatı sonucu yapılmadığı anlaşılmıştır.
Dava ve cevap dilekçesinden celp olunan bağ dosyasından defter sureti ve kayıtlardan müfettiş tahkikatından ve tomar dosya kapsamından davacının davasının kabulü olanaklı görülmemiştir. Zira 1479 sayılı Yasanın 24. mad. Gereğince davacının bağ-kurlu olarak kabul edilebilmesi için öncelikle geçerli bir kaydının oda kaydının olması şartı olayımızda yoktur ayrıca davacı vergi dairesine esnaf sicil odasına da kayıtlı değildir. İlk kez böyle bir iddiayı 1996 yılında dile getiren davacının 1985-1996 yıllarında herhangi bir kaydı ve belgesi olmadığı gibi soyut tanık beyanlarına istinaden bu dönemi bağ-kurlu olarak kabul etmek de olanaklı değildir esasen 24. mad. deki usulüne uygun oda kaydı koşulu bir karine değil olmazsa olmaz (Conducio cine qua non) bir şarttır. Geçerli bir kayıt bağ-kurlu kabul edilmekte olmazsa olmaz bir koşul iken bağ-kurlu statüsünden çıkmakta bir karinedir. Anayasada belirtildiği üzere sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve devredilmez olması hususu ve buna göre davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği iddiasına da değer verilemez. Zira Roma Hukukunda geçerli bir prensibe göre hiç kimse sahip olmadığı bir hakkı başkasına devredemez (Nemo Plus iuris ad aliem transfare potest quam ibse habet) bu itibarla davacının bağ-kurlu zaten kabul edilememesi karşısında bu haktan vazgeçilemeyeceği yönündeki iddia da yersizdir zira sahip olunmayan bir haktan vazgeçilememesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Gerçekten de söz konusu defterin incelenmesinde müfettiş tahkikatında belirtildiği şekilde 2145 üye kayıt numaralı üyenin kaydı çizilerek davacının kaydının yapıldığı bu durumun ilk bakışta anlaşıldığı görülmektedir. Davacının Bafra Belediyesinde vergi dairesinde de esnaf sicilde de bakalar ve bayiler odasında da bu geçersiz kaydı destekleyen herhangi bir bilgi ve belgenin olmaması müfettiş raporlarının aksi sabit olana kadar geçerli olması davacının herhangi bir toplantıya katılmaması hazirun listesinde isminin olmayışı ve yukarıda belirtilen tüm bu hususlar göz önüne alınarak dava reddedilmiştir. Ayrıca davacının oda kayıtlarının tutulmasından mesul olmadıkları primlerinin tahsil edilmesi bu itibarla kurumun kötü niyetli olduğu iddiası ise davacının defteri tutan yetkililerden dolayı dava açabilecekleri ve 01.06.1985 yılından ilk prim ödemesinin yapıldığı 19.04.1996 tarihine kadar herhangi bir prim ödemelerinin ve iddialarının da olmaması karşısında kurumun çalışma işleyişi de göz önüne alınarak davalı kurumun kötü niyetli olduğu esasen kötü niyetin ve iyi niyetin tüzel kişilere mahsus olmayacağı nedenleriyle bu iddialarına da değer verilmemiştir sonuç olarak davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Davanın REDDİNE,
Peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 2,80 YTL harcın davacıdan alınarak hazineye GELİR KAYDINA,
Asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 500,00 YTL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Davacının sarf ettiği masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair karar taraf vekillerinin yüzlerinde tefhim tarihinden itibaren 8 gün içinde yasa yolu açık olmak üzere açıkça okundu, usulen anlatıldı. 17.09.2008 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy