(506 S. K. m. 68, 121) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Babasından dolayı ölüm aylığı almakta iken Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi çalışmaları nedeniyle yapılan yersiz ödemelerden bakiye kalan 1.030.447.191 TL. tutarındaki faiz alacağına yönelik icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Y. S. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağı, 506 Sayılı Yasanın 68/I-C-a ile, aynı maddenin VI bendine ilişkin olup; bu maddelere göre, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmayan, buralardan gelir ve aylık almayan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmekte, ancak kız çocuğu evlenir ya da çalışmaya başlarsa çalıştığı ve evlendiği tarihten itibaren aylığı kesilmektedir.
Somut olayda, sigortalı babası M. K.'un vefatı nedeniyle davalıya ölüm sigortası kolundan bağlanan aylığın, davalının 21.05.1993-18.02.2002 tarihleri arasında sosyal güvenlik Kurumuna tabi çalışmaları tespit edilmekle, belirtilen dönemde yersiz ödenen aylıkların faiziyle tahsili istenmiş; Kurumca belirlenen miktardan mahsup yapılarak, faiz alacağından kalan 1.030,45 TL. nin tahsili için icra takibi başlatılmış, icra takibine yapılar itirazda davalı; davacı Kurumun bir yıldan fazla bir süreye ilişkin olarak hak ettiği aylıklarını ödemediğini, bu nedenle icra takibine itiraz ettiğini bildirmiş, bu itiraz nedeniyle duran takibin devamını teminin işbu dava açılmıştır. Mahkemece, kesilen aylığın diğer hak sahiplerine ödendiği, Kurumun haksız ödenen miktarın faizini talep ettiği, ancak Kurumun davalıdan faiz isteme hakkı bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, Kurumun yersiz ödenen aylıklardan mahsup işlemini ne şekilde gerçekleştirdiği belirlenememiştir. Bu nedenle, öncelikle, yapılan tahsil-mahsup işleminin niteliği araştırılmalıdır. 506 Sayılı Yasanın 68. maddesinde
ölen sigortalının 67. madde gereğince tespit edilecek aylığının dul eşine % 50'sinin, aylık alan çocuğu bulunmayan dul eşine ise % 75'inin,
yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine % 25'inin aylık olarak bağlanacağı
.. hükmü öngörülmüştür. 09.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5386 sayılı Kanun ile 506 sayılı Kanunun 121. maddesine eklenen fıkrada ise ölüm geliri ve aylıklarından yapılan yersiz ödeme tutarları, yersiz ödenmiş olan gelir ve aylıkların kesilme si nedeniyle aynı dosyadan gelir ve aylık ödemesi yapılan diğer hak sahiplerine kurumca yapılması gereken gelir ve aylık ödeme tutarları nazara alınmak suretiyle tespit edilecek kurum zararı esas alınarak tahsil edilir
. tarzında bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Mahkemece, davalıya fuzulen ödenen aylıklar ile, davalının gelirden çıkmış olması nedeniyle diğer hak sahiplerine ödenmesi gereken ve mahsuba konu olabilecek aylıklar aybe ay belirlenmeli, 506 sayılı yasanın 121. maddesinde 5386 sayılı yasanın 1. maddesi ile yapılan değişiklik karşısında; diğer hak sahiplerinin itirazı halinde, mahsup işlemi yapılmasının mümkün olmadığı gözetilerek, yersiz alınan aylığın kesilmesi nedeniyle aynı dosyadan ödeme yapılan ve bu kesilme nedeniyle aylıklarında artış meydana gelecek olan hak sahiplerinin mahsup işlemine itirazları olup olmadığı araştırılıp, anılan maddenin uygulama imkanının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, şayet, itirazları bulunmadığı takdirde, fuzuli ödemeye konu asıl alacak ve ferileri hesaplanıp belirlenmeli, aylık bağlama oranlarının 506 sayılı yasanın 68. maddesinde düzenlenip oranlarının da yukarıda belirtilen oranlar dahilinde olduğu göz önünde tutulmalı, bu hususlar açıklığa kavuştuktan sonra, dava konusuna ilişkin olarak değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy