(506 S. K. m. 2, 6, 108)
Dava: Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1988 olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Özkan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin 01.11.1988 olarak tespiti istemine ilişkin olup, bu tür davaların sonuçta sigortalılığın tespiti istemini de içermekte olduğu belirgindir.
Hal böyle olunca da, 506 sayılı Kanunun 108 maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti yönünde salt işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olmayıp ayrıca aynı Kanunun 2 ve 6. maddelerinde öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın da varlığı gerekir. Başka bir anlatımla; yöntemince düzenlenip süresi içerisinde Kuruma verilen işe giriş bildirgesi kişinin işe girdiğini gösteren yazılı delil niteliğinde ise de fiili çalışmanın ortaya konması açısından tek başına yeterli kabul edilemez.
Dava konusu somut olayda; davacının 01.11.1988 tarihli işe giriş bildirgesi Kuruma verilmiş ise de dönem bordrolarında adının bulunmaması karşısında; gerçek çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtların varlığı aranmalıdır.
Bu yönde; işveren ve Kurum nezdindeki çalışma dönemine ilişkin kayıtların getirtilmesi suretiyle aynı dönemde işyerinde çalışanlar, bu da mümkün olmazsa, sigortalının çalışmasının gerçek olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olabilecek kişiler saptanarak tanık sıfatıyla dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Dava konusu somut olayda aynı işyerinde çalışmış başka çalışanların olduğu sabittir. Bu çalışanlardan sadece G. T.'ın yetersiz beyanına dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Diğer bordro tanıklarının açık kimlikleri ve adresleri araştırılarak mahkemece tanık sıfatıyla dinlenmeleri sağlanmalı, eğer borda tanıklarına ulaşılamazsa yukarıda belirtilen yöntem takip edilerek sigortalının çalışmasının gerçekliği konusunda bilgi sahibi olan kişiler saptanmalı ve beyanlarına başvurularak sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy