(1479 S. K. m. 29, 31) (506 S. K. m. 109)
Dava: Davacı, 01.01.2005 tarihinden itibaren maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 506 sayılı Yasa kapsamında 523 gün, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nda (Devredilen Bağ-Kur Genel Müdürlüğü) 15.11.2000 tarihinden itibaren sigortalı olan davacı; 10.12.2004 tarihli dilekçe ile maluliyet aylığı bağlanmasını istemiş; Kurum tarafından 08.02.2005 tarihli sevk yazısı ile gönderildiği Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen (düzenleme tarihi anlaşılamadı) raporda çalışma gücünü kayıp oranı belirtilmeksizin Diyabet Mellitus Tip:II hastası olduğu belirtilmiş; davacının itirazı üzerine aynı hastane tarafından düzenlenen 14.06.2005 tarihli raporda da, yine, çalışma gücünü kayıp oranı belirtilmeksizin Diyabet Mellitus Tip:II hastası olduğu belirtilmiştir. Dosyadan, davacının Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'na sevk edildiği, buradan, çalışma gücünü 2/3 oranında kaybetmediğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, 21.09.2007tarihinde Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nca düzenlenen raporda, davacının çalışma gücünü kayıp oranının %67 olduğu; 12.06.2008 tarihinde Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'nca düzenlenen raporda ise, 14.06.2005 tarihli raporda belirtilen donelere göre, davacının, maluliyet aylığı için Kurum'a başvurduğu 10.12.2004 tarihi itibariyle çalışma gücünü 2/3 oranında kaybettiği belirtilmiş; Mahkemece, Adli Tıp Genel Kurulu tarafından düzenlenen rapor esas alınarak, davacıya, maluliyet aylığı için Kurum'a başvurduğu 10.12.2004 tarihini takip eden aybaşından itibaren maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
1479 sayılı Yasa'nın 29. maddesi gereğince; çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen, en az beş tam yıl sigorta primi ödeyen, yazılı istek tarihi itibariyle prim ve her türlü borçlarını ödeyen sigortalılar maluliyet aylığından yararlanabilir. Anılan Yasanın 31. maddesine göre; malullük aylığı, malullüğün tespit edildiği tarihi takip eden aybaşından başlar.
Mahkemece, öncelikle, davacının, Kurum'daki şahsi sigorta dosyası ve maluliyet talebi ile sonrasına ilişkin tüm evraklar getirtilmeli; davacı için düzenlenen sağlık raporları arasındaki çelişki 506 sayılı Yasa'nın 109. maddesinde belirtilen prosedüre uygun olarak Üniversite Hastanesinin ilgili konseyinden alınacak raporla giderilerek, çalışma gücünün 2/3'ünü kaybedip kaybetmediği araştırılmalı; davacının, çalışma gücünün 2/3'ünü kaybettiğinin anlaşılması durumunda, maluliyet başlangıcı ve maluliyetin ilk defa tespit edildiği rapor tarihi hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli; davacının sigortalılığı, maluliyetinin başladığı tarih itibariyle sigortalılığı sonlandırılarak, sigortalı sayılan döneme ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığı Kurum'dan sorulmalı; prim borcunun bulunmadığının anlaşılması durumunda, malullüğün ilk defa tespit edildiği rapor tarihini takip eden aybaşından itibaren malullük aylığına hükmedilmesi gerekir. Davacının, malul sayıldığı döneme ilişkin prim borcunu sonradan ödediğinin anlaşılması durumunda, maluliyetin ilk defa tespit edildiği rapor tarihini takip eden aybaşından daha geriye gidilmemek şartı ile prim borcunun ödendiği tarihi takip eden aybaşından itibaren aylığı hükmedilmesi gerekir. Davacının, halen prim borcunun bulunduğunun anlaşılması durumunda ise, prim borcunu ödemesi için davacıya mehil verilmeli ve prim borcunun ödendiği tarihi takip eden aybaşından itibaren malullük aylığına hükmedilmelidir.
Mahkemece, raporlar arası çelişki yukarıda belirtilen şekilde giderilmeden hüküm kurulmuş olması; kabule göre de, maluliyetin ilk defa tespit edildiği rapor tarihi öncesinden aylığa hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy