(506 S. K. m. 92) (5510 S. K. m. 96) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Yersiz aylıkların tahsili için yapılan icra takibinde vaki itiraz nedeniyle, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: İnceleme konusu somut olayda; davalı M. A.'ya, 1976 yılında maruz kaldığı iş kazası nedeniyle 8/62555 tahsis dosyası üzerinden 01.04.1976 tarihinden itibaren iş kazası kolundan gelir bağlandığı; bu gelirin devamında 2/101404860 tahsis dosyası üzerinden 15.08.1993 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı; davalı kurumca, davalıya 15.08.1993 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmış olması ve bu tarihten itibaren hem yaşlılık aylığının, iş kazası gelirinin 506 sayılı Yasanın 92. maddesine aykırı olarak tam alınmış olması nedeniyle 15.08.1993 - 18.01.2004 tarihleri arası dönem yönünden 8/62555 tahsis dosyası üzerinden, yarım aylık farkından kaynaklanan 859,28 TL yersiz aylık borcu çıkarılarak, 30.10.2006 tarihine kadarki işlemiş faiziyle takibe konu yapılmıştır.
Mahkemece; davalının, iyi niyetli olup, yersiz ödemede kusurunun bulunmaması nedeniyle esasen davanın tümüyle reddi gerekeceği, ancak davalı asılın, 31.10.2007 günlü celsede sadece asıl alacak miktarını kabul etmiş olması nedeniyle, asıl alacak miktarı yönünden davanın kısmen kabulüyle, takibin asıl alacak miktarı üzerinden devamına, icra inkar tazminatı istemin in ise reddine karar verilmiştir.
1-) Mahkemenin karar tarihi sonrasında, 01.10.2008 itibarıyla yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün irdelenerek değerlendirilmesi gerekir.
Anılan yasa maddesine göre, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır
düzenlemesini içermesi karşısında; anılan madde hükmü çerçevesinde, davacı Kurum'un istirdada konu yapabileceği yersiz ödeme miktarı belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan madde incelenmeksizin yazılı şekilde karar tesisi isabetli değildir. Kuşkusuz bu değerlendirme ve belirleme yapılırken, davalının, takibe konu asıl alacak miktarına yönelik kabulü gözden uzak tutulmamalıdır.
2-) Haksız ve yersiz ödemeye dayalı kurum alacaklarında, sigortalının temerrüde düşürülmesi zorunluluğu bulunmamakta olup; yukarıdaki incelemeye göre belirlenecek istirdada konu yersiz aylık miktarının, ay be ay ödeme tarihlerinden 30.10.2006 (2006/4395 sayılı takip dosyası gereği) tarihine kadar ki işlemiş faizi, yaptırılacak faiz hesabına göre saptanmalı ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
3-) Öte yandan: asıl alacağın, davalıya yersiz ödenen aylıklar toplamından oluştuğu, gerek icra takibi, gerekse dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit, dolayısıyla alacağın likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız olarak itiraz eden davalı borçlunun davacı alacaklı Kurum yararına hüküm altına alınan asıl alacak tutarının %40'ı oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile buna yönelik istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum Avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.04.2010 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy