(506 S. K. m. 68) (818 S. K. m. 66) (5510 S. K. m 96) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Ödeme emrine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 68/1-A ile aynı maddenin V. bendine ilişkin olup, bu maddelere göre, ölen sigortalının dul eşine ölüm aylığı bağlanacağı, sigortalının dul eşi evlenirse, aylığın kesileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, sigortalı A. Ö.'in vefatı nedeniyle, davalı C. Ö.'e iş kazası sigortası kolundan bağlanan aylığın, davalının 05.04.1988 tarihinde yeniden evlenmesi nedeniyle 15.04.1988 - 21.03.2005 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların yasal faiziyle tahsili için yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenmiş olup, mahkemece, davalının eyleminin haksız eylem niteliğinde olup, kamu tüzel kişiliği olan davacı Kurumun dava açmaya yetkili organı Tahsisler Dairesinin öğrendiği tarihten itibaren zamanaşımının işlemeye başlayacağı, bir yıllık süre içinde icra takibine girişilmesi nedeniyle zamanaşımı def'inin yersiz olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hak edilmeyen yaşlılık aylıkları nedeniyle oluşan Kurum alacağı yönünden zamanaşımı süresi Borçlar Kanununun 66. Maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde Kurumun yetkili organının sigortalıya ödenen iş bu yaşlılık aylıklarını geri almaya hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde, bu talep hakkının doğumundan itibaren 10 yıldır. Davaya konu olayda, Kurumun yetkili organının öğrenme tarihinin 10.05.2006 tarihli yazısı olduğu dikkate alınarak, zamanaşımını kesen nedenleri öngören Borçlar Kanununun 133. maddesi hükmü de gözetilmek suretiyle davacı - karşı davalının zamanaşımı defi irdelenmelidir. Ayrıca, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesinin (a) bendi yersiz ödemeler davalının kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle geri alınacağı hükmünü öngörmüş olup, evlendiği halde bunu bildirmeyen eşin kusurlu olduğu kabul edilerek 5510 sayılı Yasanın 96/a maddesi hükmü gözetilerek, davacı Kurumun alacağının belirlenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın tümüyle kabulü, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle, BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy