(506 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 60)
Dava: Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının haksahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Karar: Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan Sultan Uzun ve Hasan Nevzat Özkan vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin tüm, davalılar Sultan Uzun ve Hasan Nevzat Özkan vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı Kurum, 15.03.1999 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu ölen sigortalı Emin Koca'nın hak sahiplerine bağlanan gelirlerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 506 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, belirlenen kusur oranlarına göre, Anayasa Mahkemesi'nin 506 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesine yönelik iptal kararı gözetilmek suretiyle istem hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesinin birinci fıkrasında işverenin sorumluluğu, ikinci fıkrasında ise üçüncü kişilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Zararlandırıcı sigorta olayında devlet adına sosyal güvenlik kanunlarım uygulanmakla görevli Sosyal Güvenlik Kurumu birinci kişi, risklerin gerçekleşmesi halinde sigortalının ya da hak sahiplerinin Kurumdan yardım görmesi için primleri ödeyen işveren ikinci kişi konumundadır. Bunun dışında kalanlar üçüncü kişi olarak tanımlanmaktadır.
506 sayılı Kanun'un 26'ncı maddesinde üçüncü kişiler aleyhine açılan rücu davalarının tabi olduğu zamanaşımı süresine ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. Üçüncü kişi ile sigortalı arasında akdi bir ilişki de söz konusu değildir. Ancak anılan maddenin ikinci fıkrasında Borçlar Kanunu'na yollamada bulunulmuştur. Hal böyle olunca; üçüncü kişiler aleyhine açılan davalar Borçlar Kanunu'nun 60'ncı maddesinde gösterilen bir ve on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Zamanaşımı başlangıcı ise; zarar ve faile ıttıla tarihidir. Bilindiği üzere zarar ve faile ıttılanın birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olup, sadece birinin gerçekleşmesi bir yıllık zamanaşımı süresinin başlaması için yeterli değildir. Zarara ve faile ıttıla, Kurumun yetkili organının ıttılaı olduğundan, zararın ıttıla tarihi sigortalı ya da hak sahibine bağlanan gelirler yönünden tahsis onay tarihi, masraf ve ödemeler yönünden sarf ve ödeme tarihidir. Faile ıttılanın ise özel bir duyarlılıkla araştırılıp incelenmesi gerekmektedir. Uygulamada, devam eden ceza davasında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi ya da Kurum sigorta müfettişi veya Çalınma Bakanlığı is müfettişi raporunun Kurumun yetkili makamlarına intikal tarihi faile ıttıla tarihi olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda; zararlandırıcı sigorta olayı 15.03.1999 tarihinde gerçekleşmiştir. Süresinde ve usulüne uygun zamanaşımı definde bulunan davalılardan Hasan Nevzat Özkan işveren şirketin genel müdürü, Sultan Uzun teknik müdürü olup, üçüncü kişi konumundadırlar. Sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin tahsis onay tarihi 27.03.2003, davalılar yönünden dava tarihi 10.10.2005 tarihi olduğundan, gerek ceza dosyası, gerekse davacı Kurum müfettişi Arif Sağlam'ın dosya kapsamındaki raporunun intikal tarihi araştırılarak, davacı Kurumun faile ıttıla tarihi tespit edilmeli, Borçlar Kanunu'nun 133'üncü maddesi uyarınca zamanaşımını kesen herhangi bir sebep bulunup bulunmadığına ilişkin tarafların sunacakları deliller toplanmalı, deliller hep birlikte değerlendirilip, davalıların zamanaşımı iddiaları irdelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılardan Sultan Uzun ve Hasan Nevzat Özkan vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Sultan Uzun ve Hasan Nevzat Özkan'a iadesine, 20.04.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy