(1479 S. K. Geç. m. 18) (506 S. K. m. 79)
Dava ve Karar: Davacı, 19.04.1978-02.05.1986, 09.03.1993-30.06.2006 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı;
sicil numarası ile kuruma tescilinin yapıldığını, prim ödediğini, ne var ki; buna dair belgelerinin çalınan çantasında bulunduğunu iddia etmiş ise de; dosyaya ibraz edilen giriş bildirgesinin kurum kayıtlarına intikal etmediği anlaşılmaktadır. Kurum kayıtlarında, prim ödemelerine ilişkin belge bulunmadığı gibi, şikayetçi olarak emniyete verdiği ifadesinde de, prim ödeme makbuzlarından bahsetmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Kuruma tescilinin ve prim ödemesinin bulunmadığının kabulü gerekir.
Davacının talep konusu dönemde 19.04.1978-02.05.1986 tarihleri arasında vergi kaydının, 07.04,1993-devam şeklinde Ticaret Odası kaydının bulunduğu ve bu sebeple sigortalılık niteliğini taşıdığı tartışmasızdır.
1479 Sayılı Kanunda 506 Sayılı Kanun'un 79. maddesine paralel nitelikte bir düzenleme bulunmadığı için, hizmet tespiti davası açılması mümkün bulunmadığından, 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4956 Sayılı Kanun'un geçici 18. maddesi hükmü uyarınca sigortalılık niteliği taşıdığı halde, 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanların, 04.10.2000 tarihinden itibaren zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olabileceği gözetilerek, bu tarihten öncesine dair talebin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmiş olması, isabetsizdir.
Diğer taraftan hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, dava ile ilgisi bulunmayan iddia ve savunmaların gerekçeli karara yazılmış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 20.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy