(506 S. K. m. 26) (4857 S. K. m. 77) (1086 S. K. m. 275) (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü m. 2)
Dava: Davacı Kurum vekili, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu geçici iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi hükmü gereğince davalıdan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi T. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davalı işverene ait işyerinde tahkimat ustası olarak görev yapan sigortalının, tahkimat malzemesi hazırlarken kullandığı baltayı ayak parmağına vurması üzerine iş kazası meydana geldiği, kazalı tarafından davalıya karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemli davanın yapılan yargılamasında düzenlenen raporda; kazada sigortalının %25 oranında kusurlu ve %75 oranında kaçınılmazlık faktörünün etken olduğunun belirtildiği, kaçınılmazlık unsurunun bir bölümünden davalıyı sorumlu tutan mahkemece verilen tazminat kararının kesinleştiği, inceleme konusu işbu rücu davasında ise, mahkemece, kusur incelemesi yaptırılmayıp, yukarıda anılan rapora dayanılarak istemin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26'ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince, işverenin rücu alacağından sorumluluğu, ancak kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir davranışının varlığı halinde olanaklıdır. Başka bir anlatımla, işverenin yalnızca, fıkrada öngörülen sınırlı sayıdaki durumlarda sorumluluğu söz konusudur. Anılan fıkraya 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 28'ici maddesiyle eklenen İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır cümlesi gereğince, iş kazalarında ilgililerin kusur durumları belirlenirken kaçınılmazlığın da göz önünde bulundurulması ve belirlenen kaçınılmazlık payından işverenin sorumlu tutulmaması gerekmektedir. Kaçınılmazlık olgusundan ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geçerli mevzuat hükümleri çerçevesinde, doğabilecek olası zararlı sonuçların önlenmesi yönünde, duruma ve koşullara göre ilgililerden beklenebilecek tüm özenli ve dikkatli çabaya karşın sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan iş kazasının meydana gelmesi durumunda söz edilebilir. Günümüz teknolojisinde bir takım olayların sonuçlarının kısmen kaçınılmazlık/kötü rastlantılarla açıklanması, alınabilecek önlemler düşünüldüğünde olanaksızdır. Kaçınılmazlık/kötü rastlantı olarak adlandırılan olguların birçoğunun temelinde insan yanılgı ve savsamaları, özen eksikliği bulunduğu bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki, her birey, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların kendisine yüklediği özen ve dikkat yükümünü göstermek zorundadır. Öngörülebilir sonuçlar karşısında kaçınılmazlık/kötü rastlantı yönünde değerlendirme yapılamaz.
Bu açıklamalar ışığı altında, inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle, belirtilmelidir ki, sigortalı veya sigortalının hak sahipleri tarafından açılan ve kesinleşen tazminat davasında alınan kusur raporu, 506 sayılı Kanunun 26 ncı madde hükmüne dayanılarak açılan rücu davası/davaları yönünden bağlayıcı olmayıp yalnızca kanıt niteliğinde kabul edilmelidir. Diğer taraftan; söz konusu kaza öncesi ve sonrasına ilişkin olarak, davalı işveren ile sigortalının sorumluluk ve kusur durumlarını yeterince irdelemeyen, maddi ve hukuki olgulara açıkça aykırı kabullerden yola çıkarak hatalı sonuçlara ulaşan, kapsamlı ve doyurucu gerekçe içermeyen, 506 Sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. madde hükümlerine uygun olarak düzenlenmediği anlaşılan kusur raporu hükme esas alınamaz. Bu bakımdan, iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman bilirkişilerden oluşacak kuruldan yöntemince düzenlenmiş rapor alınmalı, özellikle, kazanın oluşunda işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranışı bulunan davalı ile sigortalının kusurlarının varlığı benimsenerek buna ilişkin oranlar saptanmalı, tüm dosya içeriği ve olayın oluş şekline göre kazada kaçınılmazlık unsurunun bulunup bulunmadığı, dayanak olgu ve gerekçeleriyle tartışılarak, bulunuyor ise, bunun oranı açıklanmalı ve elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.04.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy