(506 S. K. m. 130)
Dava: Davacı vekili, sigorta müfettişi raporuna dayanılarak Kurum tarafından resen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammı borcundan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti ile Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Tolga Özmen tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: İlgili Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.06.1993 tarihli yapı ruhsatında, 323 m2 yüzölçümünde olduğu yazılı olan davacıya ait bina hakkında 24.03.2004 onay tarihli, yenileme amacı ile yeniden ruhsat düzenlenip bu kez yapı inşaat alanının 440 m2 yüzölçümünde olduğunun belirtildiği, davalı Kurumda 10.08.1993-30.11.1993 tarihleri arasında tescilli olan 1005105 sicil numaralı işyerine ilişkin olarak sigorta müfettişince 22.04.2005 günü düzenlenen kayıt inceleme tutanağında ifadesine yer verilen işveren konumundaki davacı tarafından; 10.08.1993 tarihinde başlanılan inşaata 1993 yılının Kasım ayı sonu itibarıyla ara verildiği, sıva, mozaik, karo, fayans, benzeri kaplamalar ve yağlı boya ile ilgili eksikliklerin 2004 yılında yenileme ruhsatı alınarak 24.03.2004-28.04.2004 döneminde tamamlandığı belirtilip tutanağın sigorta müfettişi ile davacı tarafından birlikte imza altına alındığı, 2004 yılına yönelik olarak Kuruma bildirimde bulunulmadığından işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik tutarı hesaplanıp prim borcu tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama aşamasında, söz konusu tutanaktaki imza davacı tarafından kabullenilmiş olup, düzenlenen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Davanın yasal dayanağı olan, 506 sayılı Kanunun, 06.08.2003 günü yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi ile değişik, Sigorta müfettişlerinin teftiş yetkileri başlıklı 130 uncu maddesinde; sigorta müfettişlerinin, bu Kanunun uygulanması bakımından İş Kanununda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip oldukları, işverenin Kuruma, emsaline, yapılan işin nitelik, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütülmesi için gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun Kurumca saptanması durumunda, işin yürütülmesi için gerekli olan asgari işçilik miktarının, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek veya Kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurları dikkate alarak sigorta müfettişince saptanacağı, sigorta müfettişlerince görevleri sırasında saptanan Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin yemin dışında her türlü delille kanıtlanabileceği belirtildikten sonra bu maddenin uygulamasında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisine sahip olanlar tarafından düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu açıklanmıştır.
İnceleme konusu davada yukarıda anılan, 1993 ve 2004 yıllarında düzenlenen iki adet yapı ruhsatı içerikleri ile 506 sayılı Kanunun 130. maddesi hükmü gereğince, sigorta müfettişlerince düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu yönündeki yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait inşaatta 24.03.2004-28.04.2004 tarihleri arasında faaliyet yürütüldüğünün kabulü zorunlu olup, Kuruma herhangi bir bildirimde bulunulmadığından taraflar arasında çekişme konusu yapılan asgari işçilik tutarı saptanması ile prim borcu tahakkukuna yönelik işlem yerindedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; bu kapsamda, belirtilen maddi ve hukuki olgulara aykırı saptama ve görüşler içeren bilirkişi raporu da hükme dayanak kılınamaz.
Bu açıklamalar göz önünde bulundurularak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu istemin kabulü yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy