(1479 S. K. m. 25, 26) (506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı; 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunu, 04.03.2002 tarihindeki başvurusu üzerine vergi kaydına istinaden borçlanarak primlerini de ödediği 01.07.1985 - 04.10.2000 tarihleri arasındaki dönemin davalı kurumca sigortalılık süresinden sayılmadığını iddia ederek, 15.09.2006 tarihli tahsis talebinin reddine ilişkin Kurum kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme; borçlanılan dönemin prim ödeme gün sayısında değerlendirilip, sigortalılık süresi olarak kabul edilemeyeceği ve davacının 55 yaşını ikmal etmediği gerekçeleri ile davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacının; 22.01.2001 tarihli bildirge ile 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, 01.07.1985 - 04.10.2000 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, 04.03.2002 tarihindeki müracaatı ile bu dönemi borçlanarak 26.03.2003 tarihi itibariyle primlerini ödediği tartışmazsızdır. Uyuşmazlık borçlanılan bu dönemin sigortalılık süresi olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine ilişkindir.
1479 sayılı Kanun'un 26. maddesi sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini, aynı Kanunun 25. maddesi ise yasal şartların gerçekleştiği tarihte sigortalılığın kendiliğinden başlayacağını hüküm altına almıştır. Öte yandan yasa koyucu, 26. madde ile sigortalılara, 3 ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak yükümünü getirmiş, tescillerini yaptırmayanlar hakkında ise Kurumca resen tescil işleminin yapılacağı emredici şekilde kurala bağlanmıştır.
1479 sayılı Kanun'da 506 sayılı Kanun'un 79. maddesine paralel nitelikte bir düzenleme bulunmadığı için kural olarak hizmet tespiti davası açılmasının mümkün olmadığını dikkate alan yasa koyucu sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Kuruma tescil edilmemiş kişilere zaman zaman tescil imkanı tanımış ve ayrıca istek halinde primi ödenmek şartıyla geçmişteki çalışmaların değerlendirilmesini sağlanmıştır.
Davacının tesciline esas 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 1. maddesi de bu kapsamda bulunduğundan davacının borçlanıp primlerini ödediği dönemin de sigortalılık süresi olarak kabulü ve buna bağlı olarak yaşlılık aylığı tahsis şartlarının davacının kadın olduğu da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy