(5510 S. K. Geç. m. 7) (506 S. K. m. 79, Geç. m. 20)
Dava: Dava, davacının davalıya ait tekstil işyerinde 27.2.2004-24.8.2006 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tespiti ile işçilik alacakları istemine ilişkindir.
Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde, alacak davasının tefriki ile tespit davasının reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ebru Pakin Akın tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde Bu kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilirler düzenlemesinin yer alması ve genel olarak kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkin olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 Sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
Her türlü delil ile kanıtlanabilecek hizmet tespiti davalarında izlenecek yol öncelikle, iddia edilen dönemde böyle bir işyerinin faal olup olmadığının araştırılması, işveren nezdindeki çalışmayla ilgili belgelerin getirtilmesi, sigortalının imzasını içerenler yönünden imzasının kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi aynı değerdeki yazılı delillerle kanıtlanmalı, kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların neden kayıtlara geçmediği yöntemince araştırılmalı, yazılı belge ibraz olunmayan çalışma süreleri yönünden bordro tanıkları ile aynı yörede komşu ve benzeri işleri yapan işverenler ve bunların çalıştırdıkları kişilerin bilgilerine başvurulmalı, tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde işyerinin kapasitesi ve niteliği nazara alınmalıdır.
Davaya konu somut olayda, 2006 yılında geçen hizmetlerin her ay 15 gün olarak bildirildiği, işverenin bu hususta her ay Kuruma sunduğu ve çalışanların imzalarını da içerir belgelerin varlığına karşın, davacının aşamada ve temyizinde imzaları baskı altında attığına dair beyanı, yine, tanıkların bu sürede sürekli çalışıldığına dair beyanları yanında kriz sebebiyle fabrikanın ara ara faaliyetine ara verdiğine dair çelişik beyanları ile, işyerinde varlığı iddia edilen puantaj defterleri irdelenmemiştir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz haranın istek hainde davacıya iadesine, 12.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy