(506 S. K. m. 6, 79)
Dava: Davacı, nüfus kaydındaki bilgilere ve sigorta sicil numarasına oranla farklılık içeren 27.06.1978 ve 01.08.1979 tarihli işe giriş bildirgelerinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi E. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalılık süresiyle ilgili davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Kimlik bilgileri ve sigorta sicil numarası yönünden davacının sigortalı özlük bilgileri ile nüfus kaydındaki bilgilerle uyumsuzluk gösteren işe giriş bildirgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, bildirgelerde yer alan imzaların davacının eli mahsulü olmadığı görüşüne yer verildiği halde; karar gerekçesinde, imza incelemesi sonucunda bildirgelerin davacıya ait olduğunun belirlendiği bilgisine yer verilmiş; dava dilekçesi ekinde fotokopisi sunulan ve üzerlerindeki fotoğrafların davacıya aidiyeti belirlenen sigorta sicil kartlarının ise, asılları dosyaya katılmamıştır.
Bilirkişi incelemesi dışında, nüfus kayıtları üzerinde yapılan araştırmada, baba adı ve doğum tarihi bildirgelerle uyumlu Sinop-Türkeli-Hacıköy nüfus kayıt bilgilerine sahip aynı adlı kişinin bulunduğu belirlendiği halde, anılan kişinin sigortalılık kayıtları ve bildirgeye konu işyerlerinde çalışıp çalışmadığı da araştırılmamıştır.
Mahkemece yapılan inceleme sonucu elde edilen kanıtlar, davanın kabulü için yeterli olmadığı gibi; Kurum tarafından anılan bildirgelerle ilgili olarak çıkarılan uyuşmazlık da tüm boyutlarıyla ortaya konulamamıştır.
Dava konusu işe giriş bildirgelerinin davacıya ait olup olmadığının, her tür kanıtla belirlenebileceği gerçeği gözetilerek, eksik kayıtlar dosyaya katıldıktan sonra; olanaklar ölçüsünde, bildirgelerde belirtilen işyeri işveren ve çalışanlarının bilgisine de başvurularak; aynı isimle nüfusta kayıtlı kişinin sigortalılık kayıtları incelenip, davanın anılan kişinin hak alanını ilgilendirip ilgilendirmediği yönü açıklığa kavuşturularak; mahkemenin resen yapacağı incelemeden de elde edilen bilgiler ışığında, davanın esası yönünden şüpheden uzak bir sonuca varılması gereğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy