(506 S. K. m. 6, 79)
Dava: Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde Haziran 1996-28.02.2005 tarihleri arasında çalıştığı halde, bildiriminin 28.08.2003 tarihinden itibaren yapıldığını iddia ederek, bildirim dışı kalan çalışma süresinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 01.06.1996-28.08.2003 tarihleri arasındaki dönemde asgari ücretle çalışmanın tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ercan Turan tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davanın yasal dayanağı, 506 Sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır.
Doğum tarihi 06.03.1985 olan davacının davalı işverene ait işyerindeki çalışmalarının 01.06.1996 tarihinde başladığı, iddia konusu dönemde işyerindeki çalışmaları bordrolara yansımış tanık anlatımlarına dayanılarak kabul edilmiştir. Dinlenen tanıklar, beyanlarının hükme dayanak alınması için yerleşik içtihatlarda öngörülen niteliklere sahip olmakla birlikte; mahkemece, yukarıda sıralanan ilkeler ışığında, davacının çalışmasının gerçekliğiyle, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğinin belirlenebilmesi amacıyla; işyeri ve Kurum özlük dosyasında yer alan tüm belgelerin dosyaya katılması, belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın kendisine aidiyeti sigortalı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, yazılı belgelerin aksinin eşdeğerde delillerle kanıtlanması gereği üzerinde durulup; kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı yönünde yeterince araştırma yapılarak sonuca varılması gereği gözetilmeden hüküm kurulmuştur.
Davalı Kurum vekili, işyerinde yapılan inceleme sonucunda, 31.11.1998 tarihli rapor ve ekinde yerel denetim tutanağı düzenlendiğini belirtmiş, rapor eki olduğu belirtilen 19.11.1998 tarihli yerel denetim tutanağının dosyaya katılması, özellikle, müfettiş tarafından, anılan tarihte eylemli olarak çalışanların isimlerini içeren başkaca tutanak düzenlenip düzenlenmediği, varlığı halinde tutanak içeriğinde davacının adının yer alıp almadığı ve gerekçeleri üzerinde durulmadan; 28.08.2003 tarihli işe giriş bildirgesi ile sigortalı bildirim belgelerinde davacının imzasının bulunmasına karşın, imzalı belgelerdeki başlangıç tarihinin aksinin yukarıda sıralanan ilkeler ışığında araştırılıp kanıtlanması gereği gözetilmeden; davacının 01.06.1996 tarihindeki yaşı itibariyle işyerinde yaptığı iddia edilen iş ve çalışma düzeni itibariyle, çalışabilecek durumda olup olmadığı araştırılmadan, salt tanık anlatımlarına dayanılarak sonuca varılmış olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı şirket ve davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Eker Örme San. ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, 02.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy