(506 S. K. m. 79) (1479 S. K. Geç. m. 18) (2926 S. K. m. 6)
Dava: Dava, 01.01.1980 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının, 01.05.1995 - 30.11.2003 tarihleri arasında ve 01.01.2007 tarihi ile davanın açıldığı- 28.02.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında; 01.12.2003 - 31.12.2006 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Aydın Eser tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- 1479 sayılı Kanunda, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesine paralel nitelikte bir düzenleme bulunmadığı için, kural olarak hizmet tespiti davası açılmasının mümkün olmadığını dikkate alan yasa koyucu, sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Kuruma tescil edilmemiş kimilere zaman zaman tescil imkanı tanımış ve ayrıca, istek halinde primi ödenmek şartıyla geçmişteki çalışmaların değerlendirilmesi sağlanmıştır.
Bu yönde; 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile 1479 sayılı Kanun'a eklenen geçici 18. maddesinde; sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmiş; aynı maddede, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmak şartıyla, 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmayanlara, 20.04.1982 - 04.10.2000 tarihleri arasında vergiye kayıtlı oldukları süreyi borçlanma imkanı getirmiştir.
Davacı, 11.12.2003 tarihinde Kurum'a verilen giriş bildirgesine dayalı olarak, 01.12.2003 tarihinde başlayan vergi kaydı esas alınıp, 01.12.2003 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak tescil edilmiştir. Giriş bildirgesine ekli belgede, 01.01.1980 - 22.02.1988 tarihleri arasında da vergiye kayıtlı olduğu yazılı olan davacı, yine, giriş bildirgesine ekli olarak Kurum'a verildiği anlaşılan dilekçesinde, Bağ-Kur kaydının 1980 yılı itibariyle yapılarak, geçmiş prim borcunun hesaplanıp kendisine bildirilmesini istemiştir.
Davacının, yukarıda belirtilen dilekçesi, 1479 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi kapsamında, süresinde yapılan borçlanma beyanı olarak alınıp, vergiye kayıtlı olduğu sürelerden 20.04.1982 - 22.02.1988 tarihleri arası dönem borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davacının, 01.05.1995 tarihinde başlayan Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 2926 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın başladığı 01.12.2003 tarih gözetilerek, 30.11.2003 tarihinde sona ereceğine ilişkin Mahkemenin kabulü isabetli ise de; 01.01.2007 - 28.02.2007 tarihleri arasında Tarım Bağ-Kur sigortalı olduğuna ilişkin kabulün, eksik araştırmaya dayalı olduğu görülmüştür.
Mahkemece, Türk sosyal güvenlik sisteminde çifte sigortalılığın mümkün bulunmadığı gözetilerek, 01.01.2007 - 28.02.2007 tarihleri arası döneme ilişkin olarak; vergi kaydı sona erip, esnaf odası ve sicil kaydının devam ettiği anlaşılan davacının, anılan kayıtlara dayalı olarak, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı; varlığı halinde, bu dönemde de, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğunun tespitine karar verilmelidir. Davacının, belirtilen dönemde, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmadığının anlatılması durumunda ise; Tarım Bağ-Kur sigortalılık niteliğini yitirenlerin tarım sigortalılığının yeniden başlaması, için tescil veya tescil yerine geçen iradi prim ödemesi ya da prim tevkifatı yapılması gerektiği; belirtilen durumlar dışında, Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tarımsal kuruluş kayıtları nedeniyle kendiliğinden yeniden başlayıp devam etmeyeceği dikkate alınarak; davacının, 2926 sayılı Kanun kapsamında tescil edildiği tarih, yeniden tescil için Kurum'a başvurusunun, prim ödemesinin veya ürün tesliminde prim tevkifatının bulunup-bulunmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy