(1479 S. K. Geç. m. 18) (1086 S. K. m. 5, 75, 179, 213, 388) (619 S. KHK. m. 26)
Dava ve Karar: Davacı, Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin 07.06.1982 olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, vergi kaydına dayalı olarak 1479 sayılı Yasa kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılık başlangıcının 07.06.1982 olduğunun tespitini istemiş; mahkemece, davacının, gerek 619 sayılı KHK ve gerekse, 1479 sayılı Yasanın geçici 18. maddesinde öngörülen süreler içerisinde başvurusu olmadığından bahisle davanın reddine karar vermiştir.
1- Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 179/2. ve 5. maddelerine göre, dava dilekçesinde iddianın ve dava konusunun açık bir şekilde yer alması gerekir. Talep sonucu, mahkeme davayı kabul ettiğinde, talep sonucunu aynen hüküm fıkrası (HUMK. 388/4) olarak kararına alabileceği şekilde anlaşılabilir, açık ve net olmalıdır.
Somut olayda; davacı isteminin, sadece sigortalılık başlangıç tarihi (07.06.1982) itibarıyla bir sigortalılık istemine mi ilişkin olduğu, yoksa vergi kaydına dayalı olarak 07.06.1982 tarihinden itibaren gösterilecek belli bir döneme kadar sigortalılık istemine mi ilişkin olduğu, anlaşılamamaktadır.
Bu durum karşısında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 75/2. ve 213. maddeleri gereği, davacıdan davanın konuşu ile talep sonucunu açıklattırılarak, giderek talebe göre yapılacak inceleme ve araştırmaya göre bir karar verilmelidir.
2- Kabule göre de; davacı ilk kez 07.01.2002 tarihinde Kuruma ibraz ettiği Bağ-Kur giriş bildirgesiyle, müteahhitlik işinden dolayı ve 07.06.1982 tarihinden itibaren devam eden Kordon vergi dairesi kaydına dayalı olarak sigortalılık talebinde bulunması üzerine, Kurumca, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılığı 04.10.2000 tarihli tescille başlatılmıştır. Davacının, 07.06.1982 tarihinden itibaren ve halen devam eden vergi kaydı, 25.08.1987 tarihinden itibaren ve halen devam eden Ticaret Odası ile Ticaret Sicil Memurluğu kaydının varlığı konusunda bir uyuşmazlık yoktur.
Sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır.
1479 sayılı Yasa, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altında en son alınan esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara, kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını tanımakta olup, 26. maddesinde, sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini ve açımlamayacağını, bu kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıktan itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda, Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağını hükme bağlamıştır.
619 sayılı KHK'nin Geçici 1.maddesinde yer alan 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde, bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Yasaya göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.04.1982 tarihinden bu KHK'nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutan üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. denilmekte olup, anılan 619 sayılı KHK 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
Benzer bir düzenlemeyi öngören 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. maddesinde yer alalı Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar; kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. düzenlemesi ise, 24.07.2003 tarih, 4956 sayılı Yasa ile getirilmiş ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Davacının 07.06.1982 başlangıç tarihli vergi kaydını da içeren giriş bildirgesinin, 14.01.2002 tarihinde Kuruma ibraz edilmiş olması karşısında, anılan tarih itibarıyla 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4956 sayılı Yasa ile değiştirilen 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. maddesi yürürlükte değilse de; davacının talebine konu sigortalılık durumunun 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleri esas alınmak suretiyle değerlendirilmesi mümkündür.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; bozma kararının bir numaralı bendinde öngörüldüğü şekilde davacı isteminin açıklattırılmasını sağlamak; giderek bu şekilde belirlenecek talep sonucuna göre, davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılık durumunu aynı Kanunun 24 ve 25. maddeleri esas alınmak suretiyle irdeleyerek varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul, edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.07.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy