(1136 S. K. m. 52, 56) (1086 S. K. m. 67)
Dava: Davacı, 5458 sayılı Yasanın gerektirdiği yapılandırma hakkından yararlandırılması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Karar: Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ..... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 56. maddesi, “Usulüne uygun olarak düzenlenen ve avukata verilmiş olan vekaletname 52 nci maddede yazılı dosyada saklanır. Avukat, bu vekaletnamenin örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu imzası ile onaylayarak kullanabilir. Avukatın çıkardığı vekaletname örnekleri bütün yargı mercileri, resmi daire ve kurumlar ile gerçek ve tüzel kişiler için resmi örnek hükmündedir.
...Aslı olmayan vekaletname veya diğer kağıt ve belgelerin örneğini onaylıyan yahut aslına aykırı örnek veren avukat üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır...” hükmünü içermekte olup; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 67. maddesinde ise “Vekaletnamenin aslını veya örneğini vermeyen vekil dava açamaz ve yargılama ile ilgili hiçbir görev yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar umulan hallerde mahkeme, vereceği kesin bir süre içinde vekaletnamesini getirmek şartıyla vekilin dava açmasına veya usul işlemleri yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekaletname verilmez veya aynı süre içinde asil, yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmezse dava açılmamış sayılır ve yapılan işlemler hükümsüz kalır. Bu durumda vekil, oturum harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahküm edilir.
Bunları kötü niyetle yapan vekil aleyhine ceza takibi yapılmak ve disiplin cezası uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına yazı gönderilir...” düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı vekilleri konumunda dava açan avukatlar ..... ile .....,dava dilekçesi ekinde Vezirköprü Noterliğinin 2516 yevmiye numaralı, 26.04.2006 tarihli vekaletnamesiyle vekil tayin edildiklerini gösterir vekaletname örneğini, aslının aynı olduğunu onaylayarak dava dilekçesi ekinde sunmuşlarsa da; anılan tarih ve numaralı vekaletnamenin, dava dilekçesini düzenleyen avukatların adına yer vermeyen ve Avukat .....’nu vekil tayin eden içeriğe sahip olduğu, yargılama sırasında davacı tarafça ibraz edilen 13.07.2007 tarihli dilekçe ekinde sunduğu vekaletname örneğinden anlaşılmaktadır. Yine aynı dilekçe ekinde sunulan, Avukat ..... tarafından davayı açan avukatları yetkili kılmak üzere düzenlenen yetki belgelerinin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 67. maddesinde öngörülen koşullarda gerçekleşmiş bir icazet olarak kabulüne de olanak yoktur.
Vekil aracılığıyla izlenen davalarda, geçerli bir vekaletnamenin varlığı ve bunun mahkemeye verilmesi dava şartlarından olup, bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin re’sen araştırılması ve taraflarca her zaman için itiraz konusu yapılabileceği yönleri gözetilmeksizin; geçerli bir vekaletnameye dayanılmaksızın açılan davada yukarıda sıralanan yasal düzenlemelere uygun işlem yapılmamış olması,
2-Sigortalının teslim ettiği ürün bedellerinden yapılan kesintilere dayalı olarak sigortalı olması gereğinin tespitine ilişkin dava nedeniyle verilen kararın, Yargıtayca onandıktan sonra mahkemesine intikal tarihi, eldeki davanın açıldığı tarihten sonra gerçekleşmiştir. Konuya ilişkin uyuşmazlıkların yoğunluğu ve her sigortalının durumunun özlük bilgileri dahilinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gereği gözetildiğinde, sigortalılık süresinin tespitine ilişkin kesinleşmiş kararın Kuruma intikaliyle, bu konuda gerekli işlemlerin yapılabilmesi için makul bir sürenin tanınması zorunluluğu ortadayken; bu gereklere uyulmaksızın, konunun dava yoluyla ortaya konulması ve eldeki davanın kısa süren yargılama sürecinde Kurumca çözüm üretilmediği gerekçesine de dayanılarak davalı Kurumun yargılama gideri ve vekalet ücretiyle sorumluluğuna yol açar şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)