(3201 S. K. m. 1)
Dava: Davacı, davalı Kurum işleminin iptali ile 3201 sayılı Yasaya göre yaptığı borçlanmasının geçerli olduğunun tespitine ve 07.05.1999 tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi Nesrin Şengün tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Dava; 3201 sayılı Kanun uyarınca yapılan borçlanma ve 01.02.1995 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanan yaşlılık aylığının, yurda kesin dönüş koşulunun yerine getirilmediği gerekçesiyle bağlandığı tarih itibariyle iptaline dair Kurum işleminin iptali ile, borçlanmanın geçerli sayılmasının ve iptal edilen yaşlılık aylığının en son yardım aldığı 07.05.1999 tarihini takip eden aybaşından itibaren bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkin olup; mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı kurumun temyizi üzerine Dairemizce; 16.12.2004 günlü Alman Sosyal Güvenlik Kurumunun cevabi yazısında 07.05.1999 ile 31.08.2004 tarihleri arasında davacının sosyal yardım aldığının ifade edilmesi karşısında; önceki yazı ile oluşan çelişkinin giderilerek alınan bu yardımların hukuki niteliğinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kanaati ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı tarafın yaptırmış olduğu tercüme evrakına dayanarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, bozma kararının gereği yerine getirilmeden hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Mahkemece yapılacak iş, sözü edilen çelişki giderilerek, ilgili makamlardan dava edilen tarihlerde davacıya yapılan ödeme var ise, bu ödemenin hukuki niteliği yani ikamet koşuluna bağlı olup olmadığı, ödemenin sebebi açıkça sorularak kesin dönüşe engel olup olmadığı hususu araştırılarak, gelecek evrakın mahkemece görevlendirilecek yeminli tercümana tercümesinin yaptırılmasından sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması, isabetsizdir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.06.2008 gününde oybirliğiyle, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy