(506 S. K. m. 120) (1479 S. K. m. 66, Geç. m. 10) (YHGK. 09.10.2002 T. 2002/21-761 E. 2002/777 K.) (YHGK. 02.06.2004 T. 2004/21-316 E. 2004/322 K.)
Dava: Davacı, emekli aylığına hak kazandığının tespiti ile emekliliğe hak kazandığı tarihten itibaren ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Hatice Kamışlık tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacıya 16.01.2003 tarihli tahsis talebine istinaden 01.02.2003 tarihinden geçerli olarak bağlanan yaşlılık aylığı, davacının sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı olan 01.01.1960 doğum tarihinin dikkate alınması ve tahsis talep tarihi itibariyle yaş şartının oluşmadığının anlaşılması üzerine, davalı Kurumca aylığı iptal edilmiş ve fuzuli olarak ödenen aylıklar davacı adına borç kaydedilmiştir.
İş bu davada uyuşmazlık; yaşlılık aylığı bağlanmasında sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin mi yoksa çalışmanın başlamasından sonra mahkeme kararı ile düzeltilen tarihin mi esas alınacağı ve bu bağlamda düzeltilen doğum tarihinin ilk defa çalışmaya başlandığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı olan doğum tarihi yerine ikame edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 120/2 maddesinde yaşlılık, ölüm ve maluliyet sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında; sigortalının ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin esas alınacağı hükme bağlanmıştır. Hiçbir yoruma yer vermeyecek şekilde yapılan bu düzenleme karşısında sigortaya ilk tescil tarihinden sonra yapılan yaş düzeltilmesinin yaşlılık aylığı bağlanmasında nazara alınamayacağı açıktır. Nitekim, bu husus 1479 sayılı Bağ-Kur Yasasının 66. maddesinde de hükme bağlanmış olup, Emekli Sandığı Yasasında da anılan maddeye paralel hüküm yer almaktadır.
Somut olayda, davacı Sosyal Sigortalar Kurumuna 01.03.1972 tarihinde tescil edilmiş olup, doğum tarihi kayden 10.01.1960 iken, Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla 10.01.1957 olarak düzeltilmiştir. Yukarıda sıralanan esaslar dikkate alındığında Kurumun ilk tescil tarihinden sonra gerçekleşen yaş düzeltme kararının dikkate almaması isabetlidir. Esasen HGK. 09.10.2002 tarih ve 2002/761-777, 02.06.2004 tarih 2004/316-322 sayılı kararları da bu yöndedir. Bu sebeple yaşlılık aylığı tahsisi yönünden sigortalının ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonraki yaş tashihine değer verilmemesi gerektiği yönündeki mahkemenin kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki; davacının, aylığa hak kazandığının tespiti ve ödenmeyen aylıkların ödenmesini talep etmiş olması karşısında; aylık bağlanması için yeterli prim ödeme gün sayısı bulunan davacının, ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan 10.01.1960 doğum tarihi esas alınarak 1479 sayılı Yasanın Geçici 10. maddesi hükümleri uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması için gerekli olan yaş şartının oluştuğu tarih belirlenerek, bu tarihi takip eden aybaşından geçerli olmak üzere yaşlılık aylığa hak kazanacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy