(506 S. K. m. 32, 134) (818 S. K. m. 96)
Dava: Davacı, Kurum ile yapılan sözleşmenin Kurum tarafından üç yıl süreyle feshedilmesine ilişkin işlemin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını ve sözleşmenin aynı koşullarla devam ettiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, yargılama sırasında eczacının vefat etmesi nedeniyle, davanın husumet yönünden ve konusuz kalması nedeniyle reddine karar vermiştir.
Karar: Hükmün, dahili davacılar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutcu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, eczane sahibi olarak davalı Kurum ile imzaladığı sözleşmenin Kurum tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle, feshin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını ve Sözleşmenin aynı koşullarla devamına karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında vefat etmesi üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiş, ancak mahkemece davacıların husumet ehliyeti bulunmadığından husumet nedeniyle ve konusuz kaldığından reddine karar vermiştir.
Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında resen ele alınması gereken bir husustur.
İş Mahkemeleri, 5521 Sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. 506 sayılı Kanunun 134. maddesi, bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğini kurala bağlamıştır.
Somut olayda; mahkemenin görevini belirlerken, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hangi hukuki sebebe dayandığına bakmak gerekir.
Sağlık sigortası kapsamında sigortalı ve hak sahiplerine sağlık hizmeti sunmakta olan Sosyal Sigortalar Kurumu, eczanelerle sözleşme imzalayarak ilaç temin etmektedir.
Somut olayda; uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan kaynaklandığı tartışmasızdır. Hal böyle olunca davada 506 Sayılı Yasanın Sağlık Sigortası ile ilgili 32 ve devamı maddelerinin uygulama yeri bulunmadığı gibi, uyuşmazlığın bu Kanunun uygulanmasından kaynaklandığını ortaya koyacak yasada başkaca bir hüküm de mevcut değildir. Aksine, sözleşme hükümlerine aykırılıktan doğan bu davanın yasal dayanağı Borçlar Kanununun 96 ve devamı maddeleri olduğundan, davanın iş mahkemesinde değil, genel mahkemede görülmesi gerekir. Uygulamada gerek Dairemiz ve gerekse konu ile ilgili 13. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu Kararları bu yöndedir.
Açıklanan sebeplerle, mahkemenin görevsizlik kararı vererek usul hükümlerine göre görevli mahkemeyi belirlemek üzere merci tayini yoluna gitmesi gerekirken, işin esasına girerek davanın reddi kararı vermesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde dahili davacılara iadesine, 22.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy