(1086 S. K. m. 38, 39) (4721 S. K. m. 8, 10, 14, 48)
Dava: Dava, 384 ada 1 parsel sayılı gayrimenkul üzerindeki haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkeme, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.
Karar: Hükmün, davacı avukatı ile davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Husumet, dava dilekçesinde, SSK Başkanlığı adına vekili avukat R. S. biçiminde yöneltilmiş olup, dava dilekçesi de anılan şekilde tebliğe çıkarılarak, Denizli İl Müdürlüğünde dava takip memuruna tebliğ edilmiştir. Avukat R. S. tarafından sunulan cevap dilekçesinde; asil adına açılması gereken davanın vekile açıldığı, ayrıca, il müdürlüğüne tebligat yapılamayacağı ileri sürülerek husumet itirazında bulunulmuştur.
Mahkeme, davanın Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı aleyhine açılması gerekirken, onun adına SGK Denizli İl Müdürlüğünde görev yapan avukat R. S.'a karşı açıldığını, avukatın anılan Kurumun temsilcisi olmayıp sadece görevlendirildiği davalarda vekil sıfatıyla hareket ettiğini, durumun temsilcide yanılma olarak değerlendirilemeyeceğini ve taraf sıfatının resen dikkate alınması gerektiğini gerekçe göstererek yazılı şekilde karar tesis etmiştir.
Taraf ve dava ehliyeti, maddi hukuktaki hak ve fiil ehliyetinin medeni usul hukukundaki büründüğü şekil olup, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 38. maddesi hükmünde Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 8 ve 48. maddeleri, her gerçek ve tüzel kişinin hak ehliyetine sahip olduğu hükmünü içermektedir. Bunun sonucu olarak da medeni haklardan yararlanma ehliyeti olan her gerçek ve tüzel kişi davada taraf olma ehliyetine de sahip olacaktır.
Dava ehliyeti ise, gerçek ve tüzel kişilerin kendisinin ya da yetkili kılacağı temsilcisinin aracılığı ile davayı takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyeti olup, fiil ehliyetinin varlığını gerektirir. Fiil ehliyetine ilişkin koşullar ise gerçek kişiler bakımından Medeni Kanun'un 10. ve 14. maddelerinde düzenlenmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 39. maddesi ise, kamu tüzel kişilerinin taraf bulundukları davaları yetkili organları aracılığı ile takip edeceklerine ilişkin bir düzenleme içermektedir.
Somut olayda, dava Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına karşı açılmış olup hasımda değil, temsilcide hata söz konusudur. Mahkemece, dava dilekçesinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na yöntemince tebliğ edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde; taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy