(506 S. K. m. 68, 121) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Davacı, davalı Kurum tarafından yersiz ödenen ölüm aylıklarının tahsiline yönelik yapılan icra takibine konu borcunun olmadığının tespiti ile, bu borcun kaynağı olan Kurum işleminin iptaline ve ölüm aylığının kesildiği 20.10.2005 tarihi itibariyle yeniden bağlanmasına, ödeme yapılmayan süre için yasal faiz işletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Kurum işleminin yasaya uygun olduğundan bahisle ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Y.S. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacıya, 01.05.1981 tarihi itibariyle ölen babası nedeniyle ölüm aylığı bağlanmış, ölüm aylığının 01.05.1981-20.10.2005 tarihleri arasındaki dönemde ödendiği belirtilmiştir.
11.12.1958 ile 30.04.1959 tarihleri arasında 98 gün 506 sayılı Kanuna tabi çalışması, 01.02.1967-28.02.1969 tarihleri arasında 360 gün Emekli Sandığına tabi hizmetleri, 17.03.1978-09.06.1988 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu ve 09.06.1988-24.02.1992 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanuna tabi isteğe MP sigortalılık hizmet süreleri olup bu süreler esas alınarak Bağ-Kur tarafından 01.03.1992 tarifinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlandığının, Bağ-Kur'un 25.10.2005 tarihli yazısıyla bildirilmesi üzerine, davacının ölüm aylıkları kesilerek, yersiz ödemesinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibinden yapılan ödeme emrine yedi günlük süre geçildiğinden takip kesinleşmiş, 17.04.2007 tarihinde eldeki dava açılmıştır.
506 sayılı Yasa'nın 68/I/C-a maddesi aylık bağlanma koşulları yönünden sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına aylık bağlanması olanağı öngörmüş olup; ölüm aylığının başlangıcının 1980 veya 1984 yılı olması konusundaki çelişkiye karşın; davalının ölüm aylığı bağlandığı tarihte, çalışma veya yaşlılık aylığı almakta olduğu, bu nedenle de ölüm aylığı bağlanması koşullarına sahip olmadığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a- Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b- Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan atacağı varsa bu atacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir. Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasa'nın 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir özel düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasa'nın 96. maddesi ile 506 Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasa'nın geçici maddelerinde ise yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gereğini doğurmaktadır.
5510 sayılı Yasa'nın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Davalının yersiz ölüm aylıklarından kaynaklanan iade yükümünün 5510 sayılı Yasa'nın 96. maddesi hükmü uyarınca belirlenmesi gereği üzerinde durulmaksızın, yazılı yazılı gerekçelerle verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy