(2926 S. K. m. 36) (4721 S. K. m. 2) (YHGK. 14.02.2007 T. 2007/21-73 E. 2007/71 K.) (YHGK. 2008/10-732 E. 2008/736 K.)
Dava: Dava, 01.12.1985-31.12.1997 tarihleri arasında isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı ya da Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, 01.12.1985-31.12.1997 tarihleri arasında davacının 2926 s. Yasaya tabi tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Yeşim Sayıldı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Dosya kapsamına göre, davacı 01.12.1985 tarihi itibariyle davalı Kurum tarafından resen Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiştir. Ancak davacının tarımsal faaliyette bulunmadığını beyanla, İB formu ile birlikte muhtarlıktan aldığı ilmuhaberi ibraz etmesi sonucu 2926 s. Yasaya dayalı tescil kaydı başından itibaren iptal edilmiştir. Davacı 17.02.1997 günlü dilekçesiyle Kuruma yaptığı başvuruda ise; esasen 1975 yılından beri çiftçilik yaptığını, bu cümleden sigortalı olarak değerlendirilmesini istemiş, eskiden beri tarımsal faaliyette bulunduğuna ait muhtarlık tutanağını da sunmuştur. Dosya kapsamına göre, davacının 21.10.1990-31.12.1997 tarihleri arasında ziraat odası kaydı olduğu, 1991 yılı kadastro işleminden elde edilmiş adına kayıtlı 45 dönüm arazisinin bulunduğu, Tarım Kredi Kooperatif üyesi olmadığı belirlenmiştir.
Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Yasasının 36. maddesi ...Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir biçiminde bir düzenleme getirilmişse de, dosyada davacının ürettiği ürününden dolayı prim tevkifatının yapıldığını bildirir herhangi bir belgeye rastlanılmamış ve 31.12.1997 gününe kadarki prim borçlarının 22.12.1997 ve 24.03.1998 tarihlerinde ödendiği iddiası olduğundan uyuşmazlık konusu dönemde davacının prim ödemesi yapıp yapmadığı tesbit edilememiştir. Mahkemenin kararına dayanak yaptığı deliller hüküm vermeye elverişli değildir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının başlaması için, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 tarih ve 2007/21-73-71 s. kararında da belirtilen yeniden tescil, prim ödeme veya ürün teslimi sebebiyle tevkifat koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu kapsamda yapılacak değerlendirmeye ve dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, bu dönemde, davacının prim ödemesinin veya prim tevkifatı yapılmış ürün teslimi olup olmadığı, hangi ürünleri ektiği, ne kadar ürün elde ederek nerelere sattığı, başkasının arazisinde tarımsal faaliyette bulunmuşsa icara ait sözleşmelerin olup olmadığı, sözleşme yoksa icara verenin tapu kayıtları olup olmadığı, ayrıca hayvanı; dolayısıyla hayvan satış sözleşmeleri veya süt satımına ait müstahsil makbuzları bulunup bulunmadığı hususları muhtardan, ilgili Kurumlardan ve gerektiğinde yeniden zabıta marifeti ile araştırılmalı, varsa bu dönemlere ait davacıdan delilleri sorulmalı, kanuni zorunluluk sebebiyle tarımsal faaliyetinin bu yönüyle bulunup bulunmadığı yöntemince saptanmalı ve bu kapsamda yapılacak değerlendirme sonucuna göre, davacının zorunlu sigortalılık olan tarım Bağ-Kur sigortalısı olup olmadığı yolunda hüküm kurulmalıdır.
Davacının, yukarda bahsi geçen Hukuk Genel Kurulu kararında yapılan açıklama doğrultusunda, 2926 s. Yasaya tabi sigortalılığının kabulünün mümkün olmaması halinde; davacı vekilinin 17.07.2007 havale günlü dilekçesinde bildirdiği prim ödemelerinin olup olmadığı araştırılmalı; anılan dönem için Kurumca primlerin tahsil edildiğinin anlaşılması halinde, bu dönemde yapılmış düzenli prim ödemeleri yok ise de, davacının bahse konu toptan ödemesinin içinde, uyuşmazlığın bulunduğu 01.12.1985 ile 31.12.1997 dönemine ilişkin primlerin de bulunması halinde, uyuşmazlık konusu bu dönem için davacının isteğe bağlı sigortalı olarak kabulü gerekecektir. Zira, davacıdan yapılan toplu prim ödemesinin tahsil edilerek, nemalandırılması karşısında, bu sürenin iptal edilmesi Medeni Yasanın 2. maddesindeki evrensel iyi niyet kuralına aykırı olacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 2008/10-732 E. 2008/736 K. s. kararı).
Bu çerçevede araştırma yapılması ve elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm tesisi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy