(506 S. K. m. 92, 96, 121) (818 S. K. m. 63, 66) (5510 S. K. m. 97)
Dava ve Karar: Dava, 506 s. Kanunun 92. maddesine aykırı olarak yersiz ödenen aylık ve gelirlerin davalı mirasçılardan istirdadı istemine ilişkindir. Davalılar ise öncelikle zaman aşımı sebebiyle aksi durumda kötü niyetli olunmadığı gerekçesiyle davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme, ilamında belirtilen nedenlerle davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M. T. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Somut olayda, 16.10.2004 gününde vefat eden davalılar murisi E. B.'e, 29.12.1993 gününde ölen kocasından dolayı 21.01.1994 tarihi itibariyle ...187 tahsis numarası ile ölüm aylığı bağlandığı, ...281 tahsis no'lu dosya üzerinden ise iş kazası sonucu ölen babasından dolayı 26.10.1998 günlü tahsis talebine göre 15.01.1994 tarihi itibariyle iş kazası geliri bağlanıp, 21.02.1999 tarihi itibariyle ödenmeye başlandığı; böylece, 21.02.1999-20.10.2004 döneminde her iki dosya üzerinden tam ödeme yapılması sebebiyle istirdada konu edilen 1.774, 18 TL yersiz ödemeye meydan verildiği anlaşılmaktadır.
506 s. Kanunun 92/2. maddesi, ...Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın yarısı verilir... hükmünü öngörmüş olup; davaya konu ödemelerin anılan hükme aykırı şekilde yapıldığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, ölüm aylığına ait olarak ...187 tahsis no'lu dosya içerisinde bulunan 30.12.1993 günlü beyan ve taahhüt belgesinde çalışılmadığının ve aylık ve gelir alınmadığının beyan edilip değişikliğin Kuruma bildirileceğinin taahhüt edildiği, iş kazası gelirine ait olarak ...281 tahsis no'lu dosya içerisinde bulunan 26.10.1998 günlü beyan ve taahhüt belgesinde ise kocadan dolayı ...187 tahsis numarası ile SSK'dan yaşlılık aylığı alındığının ifade edildiği görülmektedir.
5510 s. Kanunun 96. maddesi, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tesbit edilen bu Yasa kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tesbit gününden geriye doğru en fazla on senelik sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tesbit gününden geriye doğru en fazla beş senelik sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan yasal faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır... hükmünü içermektedir.
Konuya ait 5510 s. Kanun öncesi mevzuata bakıldığında, 506 s. Kanunun Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Kanun içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 s. Kanunun 96. maddesi ile 506 s. Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 s. Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 s. Kanunun 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Borçlar Kanunu'nun, somut uyuşmazlıkta iade ile yükümlü edilen tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar nispetinde ret ve iadeyle yükümlü olmayacaktır.
Buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise kötü niyetli sayılacağında kuşku bulunmamaktadır.
5510 s. Kanunun 96. maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ait özel bir düzenleme niteliğinde olup; zaman aşımı hükümü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Maddenin genel hükümlere atfı, 5510 s. Kanunun 97. ve sair maddelerinde fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden düzenlemeye yer verilmemiş olması karşısında fazla ve yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden zaman aşımı konusunun genel hükümlerden hareketle çözümü gerekmektedir.
Ayrıca, sebepsiz zenginleşme hukuksal temeline dayalı davaların da kamu Kurum ve kuruluşları açısından Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde ön görülen 1 senelik zaman aşımı süresinin başlangıcı, o kurum ve kuruluşların yetkili kişi veya organlarının verdiğini, istirdada haklı olduğunu öğrendiği gün olup (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.09.1987 T., 1987/9-68 E., 1987/618 K.), davalının aylık ve gelirden kaynaklanan yersiz ödemeleri iade yükümünün 5510 s. Kanunun 96. maddesi hükümü uyarınca belirlenmesi gereği üzerinde durulmaması, dosyada mevcut beyan ve taahhüt belgeleri içeriğine göre, iyi, ya da, kötü niyetli olan davalının Borçlar Yasasının 63. maddesine göre asıl alacak ve faiz yönünden iade yükümünün kapsamının irdelenip belirlenmemesi, usul ve kanuna aykırı görülmüştür.
O halde; davacı kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 02.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy