(506 S. K. m. 92, 121) (5510 S. K. m. 96)
Dava: Davacı, fuzuli ödenen gelir/aylıkların yasal faiziyle birlikte tahsili için yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamda belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Arınmış tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1.4.1966 tarihinden itibaren aldığı sürekli işgöremezlik gelirini beyan etmeyen davalıya 1.10.1983 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 506 Sayılı Kanunun 92. maddesi gereği fazla olanın tümü, eksik olanın yarı oranında ödenmesi gerekirken gelir ve aylığın her ikisininde tam olarak ödendiğinin belirlenmesi üzerine 1.10.1983 - 23.1.2004 tarihleri arasında davalıya fazla yapılan ödemeler sebebiyle oluşan Kurum zararının tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı 506 Sayılı Kanunun 92. maddesi olup anılan madde hükmüne göre; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylıklar eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir. Maddenin açık hükmü karşısında ve yaşlılık aylığı bağlanırken sürekli işgöremezlik gelirini beyan etmeyerek iyiniyetli olmadığı anlaşılan davalının fazla aldıklarını davacı Kuruma iade etmesi gerektiği belirgindir.
Bu kapsamda, 5510 Sayılı Kanunun 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96. maddesindeki, ... Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır..., düzenlemesi üzerinde durma gereği de bulunmaktadır.
Konuya ilişkin 5510 Sayılı Kanun öncesi mevzuata bakıldığında, 506 Sayılı Kanunun 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir özel düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi ile 506 Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 Sayılı Kanunun geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gereğini doğurmaktadır.
5510 Sayılı Kanunun 96. maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Maddenin genel hükümlere atfı, 5510 Sayılı Kanunun 97. ve diğer maddelerinde zamanaşımı konusunda özel bir düzenlemenin yer almamış olduğu durumlarda zamanaşımı konusunun, genel hükümlerden hareketle çözümünü gerektirmektedir.
İade borcunun kapsamı hak sahibinin aylığın bağlanmasında iyi niyetli olup olmadığına göre değişmektedir. Davalı, kötü niyetli ise iktisap ettiği aylıkları ister elinden çıkarsın isterse çıkarmasın faizi ile birlikte iade etmesi gerekir. Davalı iyi niyetli ise, ödenen aylıklar Borçlar Kanunu'nun 63. maddesine göre geri alınamaz. Davalının, Kurumu yanıltarak kendisine gelir ve aylığın tam olarak ödenmesini sağlamış olduğunun kabulü durumunda, iyi niyetli olmadığı, davalının kendisinden beklenebilecek bilgi akışını sağladığının kabulü halinde ise kötü niyetli olmadığı sonucuna varılacak ve değerlendirme yapılacaktır.
Davalının yersiz ödemelerden kaynaklanan iade borcunun kapsamı, 506 Sayılı Kanunun 92. maddesi ile 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi hükmü uyarınca belirlenmesi gereği üzerinde durulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurumun avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 14.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy