(2004 S. K. m. 128) (6183 S. K. m. 21, 100)
Dava: Dava, hacizli taşınmazın kıymet takdirine itiraz ve yeniden kıymet takdiri istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyizi üzerine verilen ek kararla, hükmün kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyizin reddine karar verilmesi ve 9.6.2009 tarihli söz konusu ek kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Alparslan Koçak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri, üçüncü kişilerden olan alacaklarını kamu gücünün yardımını kullanarak tahsil edebilirler. Söz konusu kamu gücünün yardım ve kullanımına dair usul ve esaslar 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenmiştir. Şüphesiz Devlet de özel hukuk kişisi olarak davrandığında, anılan kanun hükümlerinden yararlanarak alacağını tahsil edecektir. Ancak, kamu hizmetinin karşılanması amacıyla devletin kamu gücüne göre koyduğu mali yükümlerden doğan alacaklar olarak tanımlanan, kamu alacaklarının tahsilinde Devlet kamu gücünün kullanımını Özel Hukuk'tan doğan alacaklar bakımından yetkili kılınan mercilerden istemez. Kamu gücünü, Devlet bizzat, kendisi kullanır. Bu konudaki usul ilgililerin hak ve ödevleri 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'la düzenlenmiştir. (Turgut Candan; Açıklamalı A.A.T.U.H.K. Maliye ve Hukuk Yayınları, Mart 2007, s;3)
6183 Sayılı Kanun, İcra ve İflas Kanunundaki belli özellik ve teknikleri bünyesinde toplamış ise de; bir hukuk dalı olarak Kamu Hukuku ve Mali Hukuk kapsamında olup, Kamu Hukuku ve Mali Hukukunun temel ilkelerine ve dolayısıyla kıyas yasağı na tabi bulunmaktadır. 6183 Sayılı Kanunda hakkında hüküm bulunmayan durumlarda İcra İflas Kanunu hükümlerinin uygulanacağına dair genel bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu nedenle; açıkça atıf yapılan durumlar dışında (Örneğin; 6183 sk. m; 21, 100) İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanamaz. (Aziz Taşdelen; Genel İcra Hukukla Karşılaştırmalı Kamu İcra Hukukunda Hacizde İstihkak İddiaları ve Davaları)
6183 Sayılı Kanun kapsamında haczedilen taşınmazların kıymet takdiri anılan Kanun'un 91. maddesinde düzenlenmiş olup, kıymet takdirine karşı başvurulacak Kanun yolları gösterilmediği gibi İcra ve İflas Kanunu'na yapılmış açık bir atıf da bulunmamaktadır. Ancak yapılan idari bir işlem niteliğinde olup, söz konusu işleme karşı dava yoluyla iptal ve yeniden bedel tespiti istenebileceği kabul edilmektedir. (Danıştay 4. Dairesinin 29.11.1996 tarih, 5058/4626 Sayılı ve 9.4.2002 tarih, 2673/1476 sayılı, Dairemizin 14.4.2011 tarih, 16453/5380 Sayılı kararları)
Bu nedenle; davalı Kurum tarafından 6183 Sayılı Kanun kapsamında yapılan kıymet takdirine dair işlemin iptali istemli davada uygulama yeri bulunmayan İcra ve İflas Kanununun 128/a maddesinden bahisle, verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle, davalı Kurum vekilinin temyizinin reddine dair 9.6.2009 tarihli ek kararın BOZULMASINA,
İşin esası yönünden yapılan incelemede;
Öncelikle belirtilmelidir ki; arsa niteliğindeki taşınmazlara, banka alımları, açıkça muvazaalı satışlar, artık parsel satışları ve kamulaştırma alanlarındaki satışlar gibi özel amacı olanlar dışındaki satışlar, değerlendirme tarihinden öncesine ait olmaları şartıyla emsal alınmak suretiyle kıymet takdir edilmektedir. Dava konusu taşınmaz, İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi kapsamında 8395 m2 alanlı arsayla üzerine inşa edilen üretim ve depolama tesisiyle müştemilatından ibarettir. Davalı Kurum komisyonu tarafından kıymet takdir raporu 2008 yılında. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ise 2009 yılında tanzim edilmiş olup, her iki raporda da denetime elverişli emsal değerlendirmesi yapılmadığı ve herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin arsa m2 rayiç bedelinin sırasıyla 120 ve 200 TL. olarak kabul edildiği, taşınmaz üzerindeki binaların birim maliyet bedelleri arasında da 4 kata yakın fark olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle; taraflara, davaya konu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zamanda yapılan benzer yüzölçümlü emsal satışları bildirmeleri için uygun süre verilmeli, bu arada re'sen emsal celbi yoluna gidilmeli ve Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu başkan veya üyelerinden birinin de mülk bilirkişisi olarak katılımı da sağlanarak inşaat mühendisi ve mimarlardan oluşturulacak bilirkişi kuruluyla yapılacak keşif sonrasında, emsal satışlarla davaya konu taşınmaz nitelikleri karşılaştırılarak arsa bedeli. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Birim Maliyet Bedelleri ve yıpranma payı esas alınarak bina bedelleri tespit edilmek üzere anılan bilirkişi kurulundan alınacak rapor sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, temyiz harcının istenmesi halinde iadesine, 12.5.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy