(506 S. K. m. 26, 87) (4857 S. K. m. 77) (1086 S. K. m. 409)
Dava: Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli gelirlerin 506 sayılı Kanun'un 26. ve 87. maddelerine dayalı olarak tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ile davalılardan G. Gemi İnş. San. ve Tic. A.Ş. avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin rücuan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, kusursuz bulunan davalı alt işveren P. Denizcilik Tic. A.Ş. hakkındaki davanın reddine karar verilirken; dava konusu iş kazasında, asıl işveren G. Gemi İnş. San ve Tic. A.Ş. ile diğer gerçek kişi davalılara toplam %40, sigortalıya % 20 kusur, bakiye % 40'ı da kaçınılmazlık olarak değerlendiren 27.10.2008 günlü kusur bilirkişisi raporu esas alınmak suretiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum ile davalı şirketin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için ise, anılan madde gereğince işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri almak, uygun çalışma ortamı hazırlamak, araçları noksansız bulundurmak, işçileri etkin bir biçimde denetlemek, gözetlemek, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir. Kaçınılmazlıktan ise, işveren tarafından tüm bu önlemler alındığı ve kazalı da bu önlemlere uyduğu halde kaza meydana gelmişse söz edilebilecektir. Kaçınılmazlık, sosyal sigortalar uygulamasında, hukuksal ve teknik anlamda, olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan bilimsel ve teknik tüm önlemlere rağmen zararın meydana geldiği ve önlenemediği durumları anlatan bir kavram
(Prof. Dr. A. Can Tuncay, Kurumun İşverene Rücuu-Olayda Kaçınılmazlık Durumu, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 185) olup; bu halin kabulünün koşulu,
vuku bulan olaya, karşı koyulmazlık hali ve her türlü tedbirin alınmasına rağmen gerçekleşmesi önlenemeyen ve objektif bir kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmasıdır. Umulmadık bir hal kaçınılmazlık olarak nitelenemeyecektir. Ummamak, ummayı düşünmemek ve zarar verici olay ile karşılaşmak, kaçınılmazlık olarak değerlendirilemez. (Prof. Dr. Berin Engin, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İşverene Rücuya Nasıl Bakıyor? , Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 139)
Kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri; işyerleri ve eklerinde bulunması gereken sağlık şartlarını, kullanılacak alet, makineler ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek hastalıklara engel olarak alınacak tedbirleri, aynı şekilde işyerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğunu belirtmektedir. Burada amaçlanan yapılmakta olan iş nedeniyle işçinin vücut tamlığı ve yaşama hakkının önündeki tüm engellerin giderilmesidir.
Uygulamada önemli olan, işverenin iş kazasına neden olmuş hareketinin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı bulunup bulunmadığının tespiti işidir.
Bu konuda yapılacak ilk yargı işlemi; mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun tespiti işidir. Mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların dahi tespiti zorunluluğu açıktır. Bunların işverence tam olarak alınıp alınmadığı (=işverenin koruma tedbiri alma ödevi), alınmamışsa zararın bundan doğup doğmadığı, duruma işçinin tedbirlere uymamasının etkili bulunup bulunmadığı (=işçinin tedbirlere uyma yükümlülüğü) ve bu doğrultuda tarafların kusur oranı saptanacaktır.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında; davalı asıl işveren G. Gemi İnş. San. ve Tic. A.Ş'ne ait tersane işyerinde bulunan pompa odasındaki oksijen kaçağının tamiri sırasında meydana gelen yangın nedeniyle, aynı işyerinde davalı alt işveren P. Denizcilik Şirketi'nde boya formeni olarak çalışan sigortalının, yardım amacıyla yangına müdahale etmek istediği sırada yanarak vefat etmesi şeklinde meydana geldiği anlaşılan iş kazasında, müfettiş tahkikat raporları ve tüm dosya içeriği birlikte gözetildiğinde, kaçınılmazlıktan bahsedilmesi mümkün değildir.
3-) Ayrıca, aynı iş kazası nedeniyle davalı işveren Şirketlere karşı açılan, fakat HUMK'un 409. maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilen tazminat davasında alındığı anlaşılan 21.05.2007 ve 10.04.2008 günlü kusur raporlarıyla, iş bu davaya esas 27.10.2008 günlü kusur raporları arasında, kusur oran ve aidiyetleri konusunda açık bir çelişki mevcuttur.
Anılan kusur raporları arasındaki çelişkiler nedeniyle, dava konusu iş kazasında, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişi kurulundan yeniden alınacak kusur raporu sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, kusur oran ve aidiyeti konusunda, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı kusur raporu esas alınmak suretiyle sonuca varılması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum ve davalılardan G. Gemi İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz haranın istek halinde davalılardan G. Gemi İnş. San. ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, 03.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy