(2829 S. K. m. 8) (1479 S. K. Ek Geç. m. 6)
Dava: Dava, yersiz yaşlılık aylıklarının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A
K
tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davacının, 21.09.1964 - 02.05.1972 tarihleri arasında 1657 gün zorunlu, 01.03.1992 - 30.01.1996 tarihleri arasında 1410 gün isteğe bağlı 506 sayılı Kanun kapsamında, 20.09.1985 - 28.02.1992 tarihleri arasında 2320 gün zorunlu 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığı bulunmakta olup, 720 gün askerlik süresini de 506 sayılı Kanun kapsamında borçlanarak, borçlanma bedelini ödemiştir. Davacıya, 11.03.1996 tarihli tahsis talebi üzerine 2829 sayılı Kanun hizmetleri birleştirilerek, toplam 6107 günlük prim ödeme gün sayısı ile 01.04.1996 tarihinden itibaren SSK'dan yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
Sahte vergi ve oda kayıtlarının soruşturulması kapsamında, Sigorta Müfettişi M. B. tarafından tanzim edilen 18.03.2003 tarih ve 1 sayılı raporla, davacının vergi kaydında sahtecilik bulunmadığının ancak tarh dosyasına göre 02.09.1985 tarihinde başlayan vergi kaydının 12.05.1994 tarihine kadar devam ettiğinin anlaşılması üzerine, davacı Kurum tarafından 1479 sayılı Kanun kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı yeniden düzenlenerek, 20.09.1985 - 12.05.1994 tarihleri arasında Bağ-Kurlu kabul edilmiş, isteğe bağlı SSK'lı süreleri ile zorunlu Bağ-Kur süreleri çakıştığı gibi, son 7 yılda Bağ-Kur sigortalı sürelerin SSK'lı sürelerden fazla olduğu gerekçesiyle 2829 sayılı Kanunun 8'inci maddesi uyarınca yaşlılık aylığı iptal edilmiştir. Davacı Kurum, işbu dava ile yersiz yaşlılık aylıklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile; yersiz aylıkların ödeme tarihlerinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
1479 sayılı Kanunun ek geçici 6'ncı maddesi; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesinde belirtilen emekli sandıkları ile kanunla kurulu diğer emekli sandıklarınca kendilerine yaşlılık, malullük veya ölüm aylığı bağlananlar, 01.10.1972 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamı dışında sayılırlar. Ancak, bu Kanuna tabi hizmet süreleri, diğer kurum ve sandıklara bildirilmiş ise bu hizmetler geçerli sayılır." hükmünü içermekte olup, 08.05.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanunun 81'inci maddesi ile de "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ifadesi "5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar şeklinde değiştirilmek suretiyle aynı düzenleme korunmuştur. Anılan hukuki düzenleme karşısında; primi ödenmiş Bağ-Kur hizmet süreleri ile SSK'lı hizmetleri birleştirilerek kendisine yaşlılık aylığı bağlanan davalının, Bağ-Kur hizmet sürelerinin yeniden düzenlenerek birleştirilmesine yasal olanak bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 03.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy