(2926 S. K. m. 4, 31, 36) (1479 S. K. m. 53) (4956 S. K. m. 27, 56) (193 S. K. m. 94) (1086 S. K. m. 283) (2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına Ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa Tabi Sigortalıların Ödeyecekleri Primlerin Ürün Bedellerinden Tevkif Suretiyle Tahsil Edilmesine İlişkin Ekli Karar'ın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar m. 1)
Dava: Davacı vekili; 2926 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 36'ncı maddesi ile 1479 sayılı Kanunun 53'üncü maddesi gereğince Bakanlar Kurulu kararına göre, çiftçilerden satın alınan ürün bedelleri üzerinden yapılması gerektiği halde gerçekleştirilmeyen prim kesintileri (tevkifat tutarları) yönünden davacının, davalı Kuruma 4.569,66 TL. borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanunun Primlerin ödenmesi başlıklı 36'ncı maddesinin birinci fıkrasında; sigortalının, 31'inci maddede belirtilen prim borcunu, ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca belirlenen dönemlerde ödemek zorunda olduğu, Kurumun prim alacaklarının, Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebileceği belirtilmiş, anılan madde, 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 56'ncı maddesi ile ilga edilmiş olmasına karşın, bu Kanunun 27'nci maddesi ile söz konusu hüküm, 1479 sayılı Kanunun 53'üncü maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle yeniden ve aynı şekilde düzenlenmiştir. Konuya ilişkin olarak 01.04.1994 tarihinde uygulamaya başlanılan 03.04.1993 gün ve 93/4384 sayılı Bakanlar: Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan Kararname'nin 1'inci maddesi; Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler ve gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden, bunların Bağ-Kur prim borçlarına mahsuben %3 oranında tevkifat yaparak düzenledikleri, belgelerde göstermek ve tevkif ettikleri tutarları ertesi ayın 20'nci günü akşamına kadar Bağ-Kur hesaplarına intikal ettirmek zorundadırlar. hükmünü içermekte olup; 3'üncü maddesinde, Bağ-Kur'un prim alacaklarının ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ve yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esasların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca belirleneceği açıklanmıştır. Daha sonra, 28.01.1994 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 08.01.1994 gün ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile tevkifat oranı %1'e indirilmiştir. Bu Kanun ve Kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu (4) Seri Numaralı uygulama Tebliği düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış ve 01.04.1994 gününden itibaren tarım sigortalılarının ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ve yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (B) bendinde tevkifat yapacak olanlar; (C) bendinde çiftçi primlerinin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsiline ilişkin usul ve esaslar; (E) bendinde tevkifat tutarlarının Kurum hesaplarına yatırılması ve tevkifat bildirimlerinin verilmesi; (G) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına girmeyenlerin durumu; (H) bendinde 2926 saydı Kanun kapsamına giren ve prim borcu bulunmayan veya prim borçları taksitlendirilen çiftçilerin durumu açıklanmıştır. (İ) bendinde de; Tebliğin (B) bölümünde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden, bunların prim borçlarına mahsuben Tebliğdeki esaslar çerçevesinde tevkifat yapmamaları veya yaptıkları tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına aktarmamaları durumunda, söz konusu gerçek ve tüzel kişilerin Kuruma karşı sorumlu oldukları, tevkifatın yapılmaması veya yapılan tevkifatın süresi içinde ve tam olarak Kurum hesaplarına aktarılmaması durumunda, aktarılmayan tevkifat tutarlarının sorumlularından yasal faizi ile birlikte tahsil edileceği belirtilmiştir.
Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94/11'inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bu çevrede; gerçek gelirlerini bildirmek zorunda olan ticaret ve serbest meslek erbabının işbu prim borçlarına mahsuben tevkifat yapmak yükümünün, 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı niteliğine sahip çiftçilerden satın alınan ürün bedellerine ilişkin olacağı tartışmasızdır. Giderek, 2926 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi kapsamında; tarımsal faaliyette bulunmasına karşın kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya emeklilik keseneği ödemekte olanlar, bu kuruluşlardan malullük veya yaşlılık aylığı ile sürekli tam iş göremezlik geliri almakta olanlar, ya da aylık veya gelir bağlanması için istemde bulunanlar 2926 sayılı Kanun uygulanmasında sigortalı sayılamayacaklarından; bu statüdeki çiftçilerden ürün satın alan ticaret ve serbest meslek erbabı gerçek veya tüzel kişilerin tevkifat yapma yükümünden söz edilemeyeceği açıktır.
Bu çerçevede çözümlenmesi gerekenler; ticaret veya serbest meslek erbabının, tevkifat yapmak yükümünde bulunmadıkları çiftçilerden ürün satın almaları durumunda bu olguyu Kuruma karşı ispat külfetlerinin olup olmadığı; kanıtlama yükümlerinin varlığı halinde, bunun şekli ve tevkifat yapma yükümü yerine getirilmediği takdirde, sorumluluğun kime ait olacağı, başka bir anlatımla, gerçekte 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olmasına karşın, sigortalının bu Kanun kapsamında bulunmadığına ilişkin bildirimine dayanılarak tevkifat yapılmaması durumunda tevkifat tutarından bu kişilerin sorumlu tutulup tutulamayacakları konularına ilişkidir.
Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek veya tüzel kişilerin tevkifat yapma yükümünün, çiftçilerden satın alınan ürün bedellerine (zirai kazanca) ilişkin olması ve çiftçilerin işbu zirai kazançtan gelir vergisi yükümlüsü bulunmaları, ürün satın alınan kişilerin kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulunduklarının, başka bir anlatımla 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olduklarının yasal karinesidir ve bunun doğal sonucu olarak; kendilerinden ürün satın alınan kişilerce işbu karinenin aksini gösterir, tarımsal faaliyet bulunmakla birlikte 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı niteliğini taşımadıklarına ilişkin belgeler sunulmadıkça Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek veya tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler. Giderek, bu yükümün doğal sonucu ise; 2926 sayılı Kanunun 36 ncı maddesi delaletiyle çıkarılan ve yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, prim borcuna mahsuben ürün bedellerinden yapılan tevkifatların davacı Kuruma ödenmesinde; kendi adına ve hesabına bağımsız tarımsal faaliyette bulundukları halde yukarıda belirtilen hukuki statüleri itibarıyla 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmayan kişilerden satın alınan ürün bedellerinde tevkifat yapılmadığına ilişkin olgunun Kuruma karşı kanıtlama yükümünün de aralan gerçek veya tüzel kişilere ait olmasıdır.
Bu yönde kendilerinden ürün satın alınan çiftçilerin; kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya emeklilik keseneği ödemekte oldukları, ya da bu kuruluşlardan malullük veya yaşlılık aylığı ile sürekli tam iş göremezlik geliri almakta oldukları ya da aylık veya gelir bağlanması için istemde bulunduklarına ilişkin ilgili kurumlardan alınmış belgeler ile üretici makbuzlarının veya belirtilen konulardaki tüm bilgiler ile, çiftçilerin imzalarını içerecek biçimde gereğince düzenlenmiş tutanakların Bağ-Kur'a sunulması durumunda artık kendilerinden ürün satın alınan kişiler (çiftçiler) 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olsalar dahi, anılan gerçek veya tüzel kişilerin prim borcuna mahsuben ürün bedellerinden tevkifat yapmamalarından dolayı Kuruma karşı her hangi bir sorumlulukları bulunmayacaktır. Aksi takdirde ise; Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, kanun koyucu tarafından kendilerine yüklenen tevkifat yükümünü yerine getirmemenin yaptırımı olarak, 2926 sayılı Kanuna göre sigortalı niteliğini taşıdıkları halde tevkifat yapmadıkları sigortalılardan satın aldıkları ürün bedellerinden yapmaları gereken tevkifat tutarından, ileride sigortalılara rücu hakları saklı olmak üzere Kuruma karşı kendileri sorumlu tutulacaklardır.
Mahkeme önüne gelen uyuşmazlıklarda da; iddia veya savunma kapsamında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmamaları nedeniyle tevkifat yapılamayacak çiftçilerin varlığı ve buna bağlı olarak Kurumun anılan Bakanlar Kurulu kararı kapsamında sorumlular nezdindeki alacak tutarı, ilgili sosyal güvenlik kuruluşlarından yöntemince araştırılıp, gerektiğinde uzman bilirkişiden bu konuda görüş alınarak belirlenmelidir. Sorumlularca başlangıçta, ürün satın alınan kişilerin tevkifat yapılamayacaklar statüsünde bulunduğuna ilişkin yukarıda öngörüleri nitelikte Kuruma belge veya tutanakların sunulmamış olması durumunda ise, bu kişilerin sonradan zorunlu tarım Bağ-Kur sigortalısı oldukları anlaşılsa dahi sorumlular, tevkifat yükümü gereğini yerine getirmelerinden dolayı artık kesinti yapılması; gereken tutardan sorumlu tutulamayacaklardır.
Ayrıca önemle belirtilmelidir ki; faiz sorumluluğu yönünden ilgili gerçek ve tüzel kişilerin temerrüde düşürülmelerine gerek bulunmadığı gibi, bu konuda söz konusu Kararname ve Tebliğ hükümlerine göre uygulama yapılması zorunludur.
Bu düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; mahkemece, yapılan inceleme ve dosya içerisinde yer alan kanıtların hüküm vermeye elverişli olmadığı belirgindir. Bu bakımdan; tarafların sunacağı kanıtlarla birlikte davayı aydınlatıcı tüm bilgi ve belgeler getirtilmeli, uzman bilirkişilerden oluşacak kuruldan yöntemince düzenlenmiş rapor alınmalı, yukarıda açıklanan hukuki ilke ve yaklaşıra çerçevesinde yapılacak irdeleme sonunda elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulü yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üye F. A.'ın muhalefetine karşı; Başkan S. C., Üye N. S., A. C. ve A. G.'in oylarıyla ve oyçokluğu ile 27.10.2009 gününde karar verildi.
KARŞI OY
Tarım Bağ-Kur sigorta primlerinin tahsiline yönelik düzenlemelere 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanununun mülga 36. maddesi ile 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun değişik 53.maddesinde yer verilmiştir.
Anılan düzenlemelerin içeriklerine bakıldığında;
2926 sayılı Kanunun mülga 36. maddesinin; Sigortalı, 31. maddede belirtilen prim borcunu ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca tespit edilen dönemlerde ödemek zorundadır. Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.
Bu maddenin 4956 sayılı Kanunun 56'ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılması sonrasında 4956 sayılı Kanunun 27'nci maddesi ile değişikliği uğrayan 1479 sayılı Kanunun 53. maddesinin de benzer şekilde;
...Kurumun, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanuna göre tahakkuk eden prim alacakları aylık olarak veya Kurumca tespit edilecek dönemlerde ödenir. Ayrıca, Bakanlar Kumlu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.
İfadelerini içerdiği görülmektedir.
Yukarıda belirtilen 2926 sayılı Kanunun 36. maddesine dayanılarak çıkarıldığı belirtilen 15.8.1994 gün ve 94/6006 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına Ekli Karar uyarınca; ...ticaret ve serbest meslek erbabı, 2926 sayılı Kanuna tabi çiftçilerden ve diğer tarımsal faaliyet sahiplerinden satın aldıkları ürün bedellerinden, bunların Bağ-Kur prim borçlarına mahsuben %1 oranında tevkifat yaparak, Bağ-Kur hesaplarına intikal ettirmek zorunda oldukları... belirtilmekte olup, gerek anılan yasal düzenlemelerde gerekse Bakanlar Kurulu Kararında, bu norma uymamanın yaptırımı belirtilmemiştir.
Ne var ki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan 2926 Sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar (Tarım Bağ-Kur) Kanunu Uygulama (4 seri numaralı) Tebliğinin Hukuki ve Cezai Sorumluluk başlıklı (İ) bendinde ise; Tebliğin Tevkifat Yapacak Olanlar başlıklı (B) bölümünde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden bunlara prim borçlarına mahsuben bu Tebliğ'deki esaslar çerçevesinde tevkifin yapmamaları veya yaptıkları tevkifat tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak'' Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde, söz konusu gerçek ve tüzel kişiler Kuruma karşı sorumludurlar. Tevkifatın yapılmaması veya yapılan tevkifatın süresi, içinde ve tanı olarak Kurum hesaplarına aktarılmaması durumunda, aktarılmayan tevkifat tutarları sorumlularından yasal faizi ile birilikte tahsil edilecektir.
Ayrıca, bunlar hakkında (tüzel kişilerde yetkili organları hakkında) Türk Ceza Kanununun 526 ncı maddesi uyarınca cezalandırılmalarını teminen Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacaktır... ifadelerine yer verilmiştir.
Davalı Kurum, anılan tebliğ hükmüne dayalı olarak, davacının 2001-2003 yılları arasındaki tarımsal ürün alımına ilişkin tüm müstahsil makbuzları üzerinden %1 karşılığının yasal faiziyle Kurum hesabına yatırılmasını istemektedir.
Davacı ise, tarımsal ürün satış bedellerinden kesmediği Bağ-Kur primleri nedeniyle sorumlu borçlu bulunmadığının tespitim istemektedir.
Sayın çoğunluk ile düşülen fikir ayrılığı şu noktalarda toplanmaktadır:
Bilindiği gibi, idarenin, tüzük ve yönetmelik gibi esasları anayasa ile belirlenmiş düzenleyici işlemleri yanında, yapılış usulü herhangi bir yasal düzenlemeye dayanmayan düzenleyici işlemleri de bulunmaktadır. Karar, kararname, talimatname, tamim, tebliğ, sirküler, genelge, yönerge gibi çeşitli adlarla anılan bu düzenleyici işlemler, idarenin düzenleme yetkisine dayanarak yaptığı yönetmelik benzeri tasarruflardır. Dolayısıyla, idarenin tüzük ve yönetmelik dışında idarenin düzenleyici işlem tesisi yetkisinin kaynağı idarenin takdir yetkisidir. Anayasa, Mahkemesi de kanuna aykırı olmamak kaydıyla idarenin anayasada yazılı düzenleyici işlemler dışında çeşitli isimlerle genel düzenleyici işlemler yapabileceğini kabul etmektedir. Ortak nokta, bu düzenleyici işlemlerin kanun, tüzük ve yönetmeliklere aykırı hükümler taşıyamayacağıdır.
2926 ve 1479 sayılı Kanunlar ile yukarıda belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı prim tevkifatına ilişkin olarak getirilen yükümlülüğe uymamanın yaptırımını düzenlememiş olması karşısında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılan uygulama tebliği ile bu sorumluluğun (müteselsil olarak) tarımsal ürün alımı yapan gerçek ve tüzel kişilere yüklenmesi mümkün bulunmamaktadır.
Tarım Bağ-Kur prim borcunun sorumlusu konumunda bulunan sigortalının yanında tarımsal ürün alımı yapan gerçek veya tüzel kişilerin müteselsil sorumlu olarak kabulü Borçlar Kanununun 141. maddesinde yer verilen (... teselsül ancak kanunun tayin ettiği hallerde olur...) hükmüne de aykırılık oluşturmaktadır.
Tevkifat yapma ve Kurum hesaplarına aktarma yükümlülüğünün 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94/11. maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller ve hizmetler için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümlülüğüne paralel olarak getirildiği yönündeki düşünceye gelince;
Gerçektende, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94/11. maddenin ilk fıkrasında bu yükümlülük; Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kuramlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar, şeklinde ifade edilmiş, zirai ürünü çiftçiden satın alan vergiye tabi mükelleflerin, zirai ürün ile ilgili vergi tevkifatını yapmaları gerektiği öngörülmüştür.
Anılan Kanunda benzer bir yükümlülüğün öngörülmesine karşın, Tarım Bağ-Kur prim tevkifatına ilişkin düzenlemelerden farklı olarak, bu yükümlülüğe uymamanın yaptırımı 213 sayılı Yergi Usul Kanununun Vergi kesenlerin sorumluluğu başlıklı 11. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilmiştir. Bu fıkraya göre: Mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde derginin ödenmesinden, alım satıma taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetime katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit olunanlar müteselsilen sorumludurlar denilerek Yasada düzenlenmiş, Yasaca çerçevesi belirlenen bu sorumluluğun ayrıntılarına ise 164 numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiştir.
Ülkemizde yapılan tarımsal ürün ticaretinin ve hizmet alımının yoğunluğu dikkate alındığında da, bu denli büyük mali yükümlülük getiren düzenlemelerin idarenin takdir yetkisi kapsamında oluşturduğu düzenleyici (uygulama tebliği gibi) işlemler ile değil Yasama Organınca yapılması gerektiği de hukuki güvenlik açısından ayrı bir zorunluluktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmamaktayım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy