(1479 S. K. m. 63) (818 S. K. m. 43, 44) (YHGK. 28.11.2001 T. 2001/11-1103 E. 2001/1084 K.)
Dava: Dava, kalp krizi sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan aylıklar ile yapılan ödemeden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Karar: Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden; 28.12.2002 tarihinde davalılar ile iki arkadaşının sigortalıya ait bakkal dükkanına geldikleri, davalılardan E.'ın dükkana girerek içki aldığı ve bir miktar para verdiği, kendisi de alkollü olan sigortalının, kasada bulunan kızının para üstü verdiğini fark etmeyerek ne kadar para üstü vereceğini sorduğu, davalı E.'ın Bursa'nın plakası kadar şeklinde cevap vermesine kızarak davalıyı dükkandan kovduğu ve arkasından takip ederek otomobile binmeye çalışan davalılarla kavga etmeye başladığı, bu sırada kalp krizi geçirerek öldüğü anlaşılmaktadır.
Davacı Kurum, ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan aylıklar ile yapılan ödemeden oluşan sosyal sigorta yardımlarının 1479 sayılı Kanun'un 63'üncü maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkeme, ...sigortalının ölümünde davalıların kusurlu olduklarının tespit edilemediği... gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Kanun'un 63'üncü maddesi uyarınca; Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere ve diğer sorumlulara rücu eder. Bu kapsamda davalıların ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan sosyal sigorta yardımlarından sorumlu tutulabilmesi için, suç sayılır hareketleri (eylemleri) ile sigortalının ölümü arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının bulunması zorunludur. İlliyet bağının varlığı için ise; eylemin niteliği itibariyle olayların doğal akışına, hayat deneylerine ve objektif olasılığa göre ölüm olayını doğurmaya elverişli olması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.1964 gün, 4-508-481 ve 28.11.2001 gün, 11-1103-1084 sayılı kararları).
Somut olayda; davalıların mahkumiyeti ile sonuçlanarak kesinleşen Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.02.2006 tarih, 2005/382 E. 2006/25 K. sayılı ilamında, davalıların ...tahrik altında maktulün (sigortalının) ölümü ile son bulan suçu işlediklerinin... kabul edilmesi ve Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu'nun 26.11.2008 tarihli raporunda, ...alkol almış ve kronik kalp damar hastalığı olan kişinin (sigortalının) olay anına kadar bir kavgaya karışacak kadar aktif olduğu, kavganın oluşturduğu stres, kendisinin sarf ettiği efor ve travmanın etkisi ile kendinde mevcut hastalığın aktive olduğu ve kısa sürede öldüğüne göre; olayın kişide mevcut kalp hastalığının aktive olmasında etkisi olduğu...nun tespit edilmesi karşısında; davalıların eylemi ile ölüm olayı arasında uygun illiyet bağı bulunduğu anlaşıldığından, davalıların sorumluluğuna hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Öte yandan; tazminat hukukunun temel ilkelerinden biri; sorumluluk şartlarının oluşması koşuluyla, zarar verinin, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi tümüyle (tam tazmin) gidermesi ise de; bu ilkenin katı uygulanması, hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğmasına neden olabileceğinden, Borçlar Kanununun 43 ve 44'üncü maddeleri uyarınca hakime tanınan tazminattan indirim yapma yetkisi çerçevesinde rücu alacağından takdir edilecek bir oranda, hakkaniyet indirimi yapılması gereği bozma sonrası yapılacak yargılamada nazara alınmalıdır.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy