(506 S. K. m. 26) (4857 S. K. m. 77)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların, davalılardan 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraflar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraflar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı işveren M. K.'ye ait kömür ocağı işyerinde çalışan sigortalının, sol bacada kömür kazdıkları yerde, yalancı tavanı düşürüp tahkimat yapmaya çalıştıkları sırada, kopan büyük kavlak bloğunun altında kalarak vefatı ile sonuçlanan iş kazasının meydana geldiği; iki makine bir maden mühendisi bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 31.03.2009 tarihli bilirkişi raporunda, iş kazasında sigortalının %20 oranında, davalılardan M. K. %55, Z. A.'ın %5 oranında kusurunun bulunduğunun, %20 oranında kaçınılmazlığın etken olduğunun belirtildiği, mahkemece, anılan rapora dayanılarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
506 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; anılan Yasal düzenleme çerçevesinde kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için ise, anılan madde gereğince, işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri alması, uygun çalışma ortamı hazırlaması, araçları noksansız bulundurması, işçileri etkin bir biçimde denetlemesi, gözetlemesi, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir. Kaçınılmazlıktan ise, işveren tarafından tüm bu önlemler alındığı ve kazalı da bu önlemlere uyduğu halde kaza meydana gelmişse söz edilebilecektir.
Kaçınılmazlık, sosyal sigortalar uygulamasında, hukuksal ve teknik anlamda, olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan bilimsel ve teknik tüm önlemlere rağmen zararın meydana geldiği ve önlenemediği durumları anlatan bir kavram
(Prof. Dr. A. Can Tuncay, Kurumun işverene Rücuu-Olayda Kaçınılmazlık Durumu, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 185) olup; bu halin kabulünün koşulu,
vuku bulan olaya karşı koyulmazlık hali ve her türlü tedbirin alınmasına rağmen gerçekleşmesi önlenemeyen ve objektif bir kaçınılmazlık durumunun söz konusu olmasıdır. Umulmadık bir hal kaçınılmazlık olarak nitelenemeyecektir. Ummamak, ummayı düşünmemek ve zarar verici olay ile karşılaşmak, kaçınılmazlık olarak değerlendirilemez. (Prof. Dr. Berin Engin, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu İşverene Rücuya Nasıl Bakıyor?, Sicil İş Hukuku Dergisi, Sayı 4, s. 139)
Hal böyle olunca, Kurumun açtığı iş bu rücu davasında, hükme esas alınan 31.03.2009 tarihli kusur raporu, yukarıda açıklanan prensiplere uygun olmadığından, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece yapılacak iş, İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatında uzman maden mühendisi bilirkişi heyetinden, kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınıp irdelenerek, sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3- Kabule göre de, davalı E. Y. yönünden, iş kazasında kusuru bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının davada kendisini vekille temsil ettirmesi nedeniyle, ret edilen tazminat tutarı üzerinden davalı lehine, diğer davalılar yönünden kabul edilen tazminat tutarı üzerinden de davacı Kurum lehine, hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.624,86'şar TL. nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, eksik hesaplama sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 04.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy