(4857 S. K. m. 13)
Dava: Dava, davalılardan işverene ait işyerinde geçen sigortalı çalışma sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. E. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: Davacı, davalılardan Çamköy Köyü Tüzel Kişiliğine ait camilerde köy imamlığı yaparak, 01.06.1975 tarihinden itibaren halen part-time çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiş; Mahkemece, hizmet sözleşmesinin unsurlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece dinlenen bir kısım tanıklar, davacının, köydeki camilerde imama ait işleri yaparak çalıştığını, ücretinin ödendiğini, bir kısmı ise, sadece R. aylarında çalıştığını ve ücretinin ödendiğini, bir kısmı ise, çalışmasının gönüllülük esasına dayalı olduğunu belirtmişlerdir.
Mahkemece, öncelikle; köyde kaç caminin bulunduğu ve camilerin yapıldığı tarihler araştırılıp, belirlenmeli; sonrasında, camilerden hangisine, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kadrolu imam atandığı, atama tarihi ve isimleri ile kadrolu imamın bulunmadığı dönemler yönünden, camiler ve çalışanlarla ilgili herhangi bir kayıt veya bilginin bulunup-bulunmadığı ilgili müftülüklerden sorulmalı; köy karar defteri getirtilerek davacıyla ilgili bir karar bulunup bulunmadığı incelenmeli; daha sonra, davacının, hizmet tespitini istediği dönemde muhtarlık yapan kişiler ve gerekirse, kadrolu imam olarak çalışan kişilerin ayrıntılı olarak beyanına başvurularak, davacının, imamlık ehliyetini haiz olup olmadığı, imamlığa ne zaman başladığı, nasıl çalıştığı, çalışmasının imamlığın bütün görevleri yapılarak, sürekli mi, yoksa, sadece Ramazan aylarıyla mı sınırlı olduğu, ücretinin salma yoluyla mı, yoksa köyde oturan sakinlerden alınan ücretle mi ödendiği incelenip araştırılarak; bütün deliller toplanıp, beyanlar arası çelişki de giderilerek, uyuşmazlık konusu husus hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy