(2004 S. K. m. 72)
Dava: Dava, murisin ölümünden sonra haksız olarak çekilen yaşlılık aylıklarının ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, davalı G. hakkındaki davanın reddine karar vermiş, davalı S. yönünden ise hüküm kurulmasına yer olmadığına biçiminde karar tesis etmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Mustafa Taş tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Dava, Sosyal Sigortalar Kurumundan yaşlılık aylığı almakta iken 05.03.2003 tarihinde vefat eden sigortalı annenin, ölümünden sonra çekilen 21.03.2003-20.10.2003 dönemine ilişkin aylıklarının, ölen sigortalının çocukları olan davalı mirasçılardan istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece, yeterli araştırma yapılmaksızın yazılı biçimde hüküm tesis edilmiştir.
Somut olayda, ilgili Ziraat Bankası, aylıkların Balıkesir/Akçay şubesinden ATM yoluyla çekildiğini bildirmiştir. Diğer davalı G., süresinde verdiği icra takibine itiraz dilekçesinde, murisin ölümünden önce davalı S. ile birlikte Akçay-Edremit adresinde birlikte yaşadığını, aylıkların ölümden önce dahi davalı kardeşi S. tarafından çekildiğini ifade etmiştir.
Mahkemece, istirdada konu aylıkların, kim ya da, kimler tarafından çekildiği hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Öte yandan, murisin ikamet durumu ile, kimlerle yaşayıp nasıl ve ne şekilde öldüğüne ilişkin olgular yönünden, zabıta ve ilgili muhtarlık nezdinde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Öncelikle, murisin sağlığında nerede ve kimlerle oturduğu, ölümünün evde mi, yoksa hastanede mi gerçekleştiği, ilgili muhtarlık ve zabıta aracılığıyla araştırılıp açıklığa kavuşturulmalı, aylıkların bankamatik kartıyla çekildiğinin anlaşılması karşısında, söz konusu kartın hayatta iken sigortalının yanında bulunacağı, öldükten sonra ise, birlikte oturduğu kişilerin eline geçeceği, gerek bu halde, gerekse, vekalet ilişkisinin varlığı halinde, ispat yükünün anılan ve vekil kılınan kişiler üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Sonuç: Mahkemece, yukarda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde tesis edilen hüküm usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır. Açıklanan sebeplerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 22.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy