(506 S. K. m. 26) (4857 S. K. m. 77) (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü m. 2)
Dava: Davacı, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirden oluşan sosyal sigorta yardımlarının rücuan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ş. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, tarafların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2) Davalı işverene ait atölye-depo işyerinde tornacı olarak görev yapan sigortalının, ısınmak amacıyla işyerindeki sobaya tiner dolu tenekeyle tiner döktüğü sırada meydana gelen parlama ve patlama sonucu sigortalının yanarak ölmesi şeklinde oluşan iş kazasında; yargılama aşamasında düzenlenen ve mahkemece de hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporuyla, kazada davalı işveren Şirket ile şirket müdürü M. birlikte 3/8, işyeri mühendisi M. Ç. 1/8, ustabaşı H. 1/8, sigortalı E. 2/8 kusurlu olduğu ve 1/8 kaçınılmazlık faktörünün etken olduğunun belirtildiği, buna dayalı olarak da davanın kısmen kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Hükme esas kusur raporu işçi sağlığı ve iş güvenliği uzmanından alınmadığı gibi; davalı işveren ve üçüncü kişiler ile sigortalının sorumluluk ve kusur durumlarını yeterince irdelememesi, maddi ve hukuki olgulara aykırı kabullerden yola çıkarak hatalı sonuçlara ulaşması, yeterli ve doyurucu gerekçe içermemesi, 506 sayılı Kanunun 26., 4857 sayılı Kanunun 77., İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. madde hükümlerine uygun olarak düzenlenmemesi karşısında hükme esas alınamaz.
Kaçınılmazlık olgusundan, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geçerli mevzuat hükümleri çerçevesinde, doğabilecek olası zararlı sonuçların önlenmesi yönünde, duruma ve koşullara göre ilgililerden beklenebilecek tüm özenli ve dikkatli çabaya karşın sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan iş kazasının meydana gelmesi durumunda söz edilebilir. Günümüz teknolojisinde bir takım olayların sonuçlarının kısmen kaçınılmazlık/kötü rastlantılarla açıklanması, alınabilecek önlemler düşünüldüğünde olanaksızdır. Kaçınılmazlık/kötü rastlantı olarak adlandırılan olguların birçoğunun temelinde insan yanılgı ve savsamaları, özen eksikliği bulunduğu bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki, her birey, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların kendisine yüklediği özen ve dikkat yükümünü göstermek zorundadır. Öngörülebilir sonuçlar karşısında, kaçınılmazlık/kötü rastlantı yönünde değerlendirme yapılamaz.
Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, dava konusu iş kazasında kaçınılmazlıktan bahsedebilmek mümkün değildir.
Şu halde, mahkemece yapılması gereken iş; iş güvenliği ve işçi sağlığı konularında uzman farklı bilirkişilerden oluşacak kuruldan yöntemince düzenlenmiş rapor alınmalı, özellikle, kazanın oluşunda işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranışı bulunan davalılar ile sigortalının kusurlarının varlığı benimsenerek, buna ilişkin oranlar saptanmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yünleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 30.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy