(506 S. K. m. 6, 79, Geç. m. 20)
Dava: Dava, davalı işyerinde çalıştığı halde bildirilmeyen çalışmaların tesbiti ile bu çalışmalara ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği Şekilde davanın kabulü ile davacının 01.08.2003-26.08.2004 ve 28.11.2005-28.02.2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar vermiştir.
Hükmün, davalılar Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi N. Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın geçici 7/1. maddesi hükmünde Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiili hizmet süresi zammı, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79/10. maddesi olduğu kabul edilmelidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır.
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 27.08.2004-27.11.2005 tarihleri arasındaki askerlik süresi hariç 01.08.2003-01.08.2004 ve 25.11.2005-25.02.2006 tarihleri arasında sürekli çalıştığının tesbitini talep etmiş ve mahkemece her iki taraf tanık beyanlarına ve tazminat dosyası kapsamı gözetilerek davanın yazılı şekilde fulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan Sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, kurulan hükmün, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmakla, hükme esas kılınan tazminat dosyasında alınan kusur raporundan tanıklardan E. ile birlikte E.'in kullandığı araçta yolcu olarak bulunan davacının trafik kazası geçirdiği anlaşılmış olup; bu dosya, dosya kapsamı içine alınmamış, olup bu dosya içeriği ile birlikte, tarafların varsa ibraz edecekleri diğer deliller ile birlikte gerektiğinde re'sen toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar Avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Ö. Kundura (E. E.)'a iadesine, 24.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy