(506 S. K. m. 79, 80, 87, 140) (5510 S. K. m. 86, 88, 89)
Dava: Davacı, Kuruma borçlu olmadığının tespitiyle ödeme emri ve icra takiplerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle 2003/2527 ve 2004/544 sayılı takip dosyalarına konu idari para cezasının kesinleşmediği için dava dilekçesinin bu yönüyle görevsizlik nedeniyle reddine, diğer talepler yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi H. Ö. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Karar: 1-) Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 80 ve 87 nci maddeleridir. Mahkemece, 2003/2527 ve 2004/544 sayılı takip dosyalarının konusu olan idari para cezalarının kesinleşmemesi nedeniyle bu yöndeki talepler hakkında mahkemenin görevsizliğine, diğer icra takip dosyalarının ve ödeme emirlerinin ise, anılan Yasanın 79 ve 5510 sayılı Yasanın 86/c-7 maddesi gereği yasal prosedüre uyulmadığı için iptaline karar verilmiştir. Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm bulunmamakta olup, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esasının kabul edilmiş olması karşısında, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir.
Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73)." (HGK 13.10.2004 T., 2004/10-528 E., 2004/533 K.)
5510 sayılı Yasanın 86/c-7 maddesiyle getirilen Kurumun denetim ve kontrol görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşlarıyla bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır. hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen prim borçlarına uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gibi; Yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce meydana gelen ilişkilere uygulanmasını gerektirir yukarıda sıralanan istisnai durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği hukuksal gerçeğinden hareketle davaya konu hukuki ihtilafta uygulama yeri bulunmamaktadır.
506 sayılı Yasının 79 uncu maddesinin 8 inci fıkrasındaki prosedür ise, Kurumca tespit edilecek eksik işçilik hallerinde uyulması gereken yasal prosedür olup, 87 nci maddeye dayanan sorumluluk hallerinde uygulama kabiliyeti bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, dava konusu olan 2002/2856, 2848, 2003/10801, 10802,10803, 10804, 1141, 1142, 1145, 1146, 1147, 1580, 1581, 1582, 1583, 2004/11047, 11048, 11049 ve 11050 takip dosyaları yönünden, 506 sayılı Yasanın 87 nci maddesi çerçevesinde davacıyla dava dışı Sürfa Limited Şirketi arasındaki asıl işveren-taşeron ilişkisinin varlığı irdelenerek, davacının ve dava dışı şirketin prim ödemelerine yönelik belgeler taraflardan celp edilerek, yapılacak bilirkişi incelemesiyle icra takibine konu borçların mevcudiyeti araştırılmaksızın hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-) Dava konusu 2003/2527 ve 2004/544 sayılı takip dosyaları yönünden ise, anılan takiplerin konusunun idari para cezası olup, idari para cezalarının kimlerden ve ne şekilde tahsil edileceği 506 s. Kanunun 80 ve 140. maddelerinde göstertilmiştir. Taşeron hakkında verilen idari para cezasından, 506 sayılı Yasanın 87 nci maddesine göre asıl işverenin sorumlu olmadığı, taşeronun idari para cezasından sorumluluğunun kişisel olup, bu cezadan asıl işverenin sorumlu tutulamayacağı, taşeronun suç teşkil eden fiili sonucu tayin edilen idari para cezasından asıl işverenin sorumlu tutulmasının, ceza hukuku ilkeleri ile de bağdaşmayacağı, davacının talebinin, 506 sayılı Yasanın 87 nci maddesi çerçevesinde idari para cezalarından sorumluluğunun bulunmadığı iddiasıyla Kurumca tanzim edilen ödeme emirlerinin iptaline yönelik olduğu, bu haliyle, iş mahkemelerinin görevli olduğu hususu gözetilerek, işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy