(506 S. K. m. 92) (5510 S. K. m. 96, 97) (818 S. K. m. 63)
Dava: Dava, davalıların murisine 506 sayılı Yasanın 92. maddesi gereğince fuzuli ödendiği belirlenen 3.412, 07 TL asıl ve 8.305, 43 TL'nin davalılardan tahsili için yapılan icra takibine davalıların itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davalıların murisinin iyiniyetli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Nesrin Ş. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davalıların murisi L. Y.'a iş kazası kolundan sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olup aynı zamanda da yaşlılık aylığı bağlanmış ve her ikisi de tam olarak ödenmiştir. Murisin vefatı sonrası, Kurumca murise, yaşlılık aylığının 506 sayılı Yasanın 92. maddesi gereğince yarım ödenmesi gerekirken, tam ödendiği bu nedenle de Kurumun 6.649, 38 TL fuzuli ödemede bulunduğu anlaşılmış, davalıların Kurumdan alacağı ölüm aylıklarından birikmiş alacakları bu borçlarından mahsup edilerek bakiye miktarın davalılardan 27.04.2004 tarihli yazı ile istenmesine karar verilmiş, ödenmeyince icra takibi başlatılmıştır.
506 sayılı Yasa'nın 92. maddesi ise. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır. Bu aylık ve gelirler eşitse, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından bağlanan gelirin tümü, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından bağlanan aylığın da yarısı verilir. düzenlemesini içermektedir.
01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Yersiz ödemelerin geri alınması başlıklı 96'ncı maddesinin birinci fıkrasında ise, Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır. hükmü öngörülmüştür. Anılan Kanunun geçici maddelerinde, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kural da bulunmadığından, sonuç olarak söz konusu 96'ncı madde düzenlemesinin, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanununun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63'üncü maddesinin de göz önünde tutulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacaktır. Buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacağında kuşku bulunmamaktadır. Ayrıca, belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak tanım ve yorumlanması olanaksızdır. Maddede genel hükümlere yollamada bulunulması ve Kanunun 97'nci ve diğer maddelerinde fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden düzenlemeye yer verilmemiş olması, fazla ve yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağına ilişkin zamanaşımı konusunun genel hükümlerden hareketle çözümünü zorunlu kılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; 506 sayılı Yasanın gelir ve aylıkların birleşmesi başlıklı mülga 92/2. maddesinde; Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan aylık ve gelirler birleşirse, sigortalıya veya hak sahibine bu aylık ve gelirlerden yüksek olanın tümü, eksik olanın da yarısı bağlanır... hükmü gereği ve murisin imzasını taşıyan yaşlılık aylığı bağlama talep dilekçesinde, İş kazası-Meslek hastalığı sigortasından geliri olduğunu beyan etmediğinin belirgin olduğu, bu durumda, iyi niyetli olduğu iddiasında bulunamayacağından, olayda Borçlar Yasasının 63. maddesi koşullarının aylık bağlama aşamasında gerçekleştiğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek, 5510 sayılı Yasanın 96/a bendi kapsamında istirdada konu alacak miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy